ağzı dolu dolu konuşmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte ağzı dolu dolu konuşmak kelimesinin manası:

  1. Heyecanlı söz söylemek: “Birkaç kişiyle, garip bir lisanla ağzı dolu dolu konuşmaya başladı.” -S. F. Abasıyanık.

ağzı dolu dolu konuşmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • dolu yağmak: Dolu yere düşmek. Devamını Oku

  • deli dolu: İlerisini gerisini düşünmeden davranan, rastgele konuşan, patavatsız Örnek: Bazı deli dolu sözlerine, çocuk sözleri gibi sevinerek gülüşüyoruz. R. N. Güntekin Çok hareketli, aktif, enerjik. İlerisini gerisini düşünmeden, rastgele, patavatsız bir biçimde. Devamını Oku

  • doluşma: Doluşmak işi. Devamını Oku

  • dolu helataşı: İçinde dışkıların birikeceği küçük bir havuzcuk bulunan oturma helâtaşı türü. Bk. dolu helataşı Devamını Oku

  • dolu alt kategori: S -> C içerme funktoru dolu olan C kategorisinin bir S alt kategorisi. Devamını Oku

  • dolu: Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü Örnek: Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti. T. Buğra İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, boş karşıtı. Devamını Oku

  • doluşmak: Bir yerde toplanmak, bir araya gelmek. Devamını Oku

  • söz açmak: Bir konu üzerine konuşmaya başlamak, laf açmak: “Mademki göndermişler, onlardan kısaca da olsa söz açmak boynumuzun borcu oldu.” -N. Hikmet. Devamını Oku

  • bahis açmak: Belli bir konuda konuşmaya başlamak: “Senden bahis açılmadıkça susmak isterim.” -S. F. Abasıyanık. Devamını Oku

  • konuşmak: Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak. Belli bir konudan söz etmek Örnek: Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı. H. E. Adıvar Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek Devamını Oku

  • speak: (spoke, eski spake: spoken) konuşmak, söz söylemek, konuşma yapmak, nutuk söylemek Bahsetmek, bahsini etmek, belirtmek, ifade etmek Devamını Oku

  • bülbül gibi konuşmak: 1) kolaylıkla konuşmak, okumak: “Kadın bülbül gibi Fransızca konuşuyor.” -H. E. Adıvar. 2) itiraf etmek. Devamını Oku

  • lafa karışmak: Biri ya da birileri konuşurken bir başkası konuşmak, konuşmaya katılmak. Devamını Oku

  • ağız açmak: 1) konuşmaya başlamak; 2) kesici aletleri keskin duruma getirmek; 3) ağır sözler söylemeye başlamak; 4) azarlamak, paylamak: “Aman efendim, bendenize bir ağız açtılar, donakalmışım.” -M. Ş. Esendal. 5) alık alık bakmak. Devamını Oku

  • descant: Hararetli konuşmak: en yüksek sesle şarkı söylemek. Hararetli konuşma Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar