ailesiz sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte ailesiz kelimesinin manası:

  1. Ailesi olmayan
    Örnek: Cebinde birkaç para ile ailesiz ve dostsuz iş bulana kadar yaşamak mecburiyetinde idi. P. Safa

ailesiz ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • fena: İyi nitelikte olmayan, kötü Örnek: Rüşvet aslında fena şeydir, fakat daha fenası rüşvet ayıplığını kaybetmişliktir. B. Felek Üzücü Örnek: Bu savaş yılları o kadar fena ve ağır felaketler öğretmişti ki… H. E. Adıvar İstenilen ve gereken nitelikte olmayan (kimse). Devamını Oku

  • sosyete: Bir topluluktaki gelir düzeyi yüksek ve kendilerine özgü yaşama biçimleri olan topluluk Örnek: Sosyetede bir kişinin etrafına toplanmak, öteki misafirleri açıkta bırakmak ayıptır. P. Safa Topluluk, toplum, cemiyet Örnek: Sosyetemizde yerli zenginlerden bazıları ve birkaç İstanbullu büyük memur ailesi vardı. R. N. Güntekin An, karınca, termitsosyeteleri gibi toplu hâlde ve iş bölümü yaparak yaşayan organizmalar grubu. Cemiyet. Devamını Oku

  • sıvamak: Sıva ile kaplamak, sıva vurmak. Harcı bir yere vurmak. Devamını Oku

  • ufak tefek: Gerekli küçük eşya, araç gereç Örnek: Üç kat elbisemden, birkaç takım çamaşırımdan ve ufak tefeğimden başka hiçbir şeyim ve hiçbir kimsem yok. P. Safa Büyük yer kaplamayan, küçük. Çok gerekli olmayan, önemsiz Devamını Oku

  • geçinmek: Yaşamak için gerekeni sağlamak Örnek: Muharrem artık yalnız balıkçılıkla geçiniyordu. S. F. Abasıyanık Uzlaşmak, anlaşmak. Taslamak Örnek: Şiir güç ya, şair olmak, şair geçinmek o kadar değil. N. Ataç Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak Örnek: … sen altmış para Devamını Oku

  • kindredless: Akrabasız, ailesiz, kan bağŸı olmayan Devamını Oku

  • gezinmek: Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek, dolaşmak, seyran etmek Örnek: Başı bir düşünceyle ağırlaşmış gibi öne düşük, elleri cebinde, geziniyordu. P. Safa Belirli bir çevre içinde gezip durmak Örnek: Bir akşam rıhtım boyunda geziniyordum. S. F. Abasıyanık Özellikle doğaçtan yapılan müzikte, ezgiyi belli bir makam anlayışı içinde değişik perdeler üzerinde çalmak, dolaşmak. Devamını Oku

  • ölçüsüz: Ölçülmemiş, ölçüsü alınmamış olan. Nereye varacağı düşünülmeksizin, yerli yersiz. Devamını Oku

  • soğuk: Isısı düşük olan, sıcak karşıtı Örnek: Bu el soğuktu ve titriyordu. P. Safa Üşütecek derecede ısısı olan Örnek: Güneşli, soğuk bir gündü. S. F. Abasıyanık Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu Örnek: Karın soğuğu başka bir tür soğuktur. S. F. Abasıyanık İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek. Devamını Oku

  • fiyat: Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha Örnek: Birkaç ev döşettiğim için mobilya fiyatlarından pek iyi anlarım. Ö. Seyfettin Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı. Bir Devamını Oku

  • son: Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı Örnek: Gündüzün son ışıklarıyla beraber sanki odadan eşya da çekiliyordu. P. Safa En arkada bulunan. Artık ondan ötesi Devamını Oku

  • barınmak: Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak Örnek: Dosdoğru teyzemin evine gidecektim, iyi kötü barınacak bir yer… P. Safa Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Devamını Oku

  • cömert: Para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek, semih, ahi, bonkör Örnek: Elinden gelen her iyiliği yapar, cömerttir, ikramı çok sever. P. Safa Verimli Örnek: Bu ülkede toprak bir masal sultanı kadar cömert. C. Meriç 1. elinde olanı harcayan, eli açık. 2. başkalarına yardımdan kaçınmayan. Devamını Oku

  • neşeli: Sevinçli, keyifli, şen Örnek: Bugün ne kadar iyi, ne kadar neşeli olduğumu görüyor musunuz? R. N. Güntekin Sevinçli, keyifli, şen bir biçimde Örnek: Onu o kadar neşeli karşıladı ki hemen keyfi yerine geldi. P. Safa Devamını Oku

  • unfriended: Dostsuz kimsesiz . Arkadaşsız, dostsuz Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar