aksetmek sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte aksetmek kelimesinin manası:

  1. Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek
    Örnek: Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla / Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi. Y. K. Beyatlı
  2. Işık bir yere vurmak
    Örnek: Bulunduğumuz yeri sarayın tek parça, geniş camlarından akseden avize ışıkları aydınlatıyordu. R. H. Karay
  3. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak.
  4. Evirmek, tersine çevirmek.
  5. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.

aksetmek ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • avize: Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı Örnek: Bulunduğumuz yeri sarayın tek parça, geniş camlarından akseden avize ışıkları aydınlatıyordu. R. H. Karay Bk. tavan ışık kümesi Devamını Oku

  • vurmak: Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Ses çıkarmak için, bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak Örnek: Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor. R. H. Devamını Oku

  • resound: Çınlamak, ses vermek, sesle dolmak, yankılamak Yayılmak, yaygın olmak. Devamını Oku

  • yansımak: Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirmek, aksetmek. Yer almak Örnek: Gazeteye yansıyan haber ağızdan ağıza geçerken açıklığını hemen hemen tamamen kaybetmiştir. Halikarnas Balıkçısı Anlaşılmak, belli olmak. Devamını Oku

  • resounding: [resound] sesi yansıtmak, yankı yapmak, yankılanmak, çınlamak, tınlamak, çın çın ötmek, yayılmak, herkesçe duyulmak Çinlayarak Devamını Oku

  • inikas: (işık için) yansıma, yansı. Yansı. Devamını Oku

  • yankı: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis, eko Örnek: Ben kimsesiz seyyahı meçhuller caddesinin / Ben yankısından kaçan çocuk kendi sesinin. N. F. Kısakürek Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu, düşünce, dedikodu gibi tepki, akis Örnek: Bu çığlıklar, ağızdan ağıza, kulaktan kulağa geniş yankılarla bütün yurdu kaplıyordu. Y. Z. Ortaç Ses sinyalini kopyalayarak belli zaman aralıklarıyla belirlenen Devamını Oku

  • reflex: ), (i.) geri çevrilmiş, ters, yansıyan (fizyol.) elinde olmayarak vukua gelen Devamını Oku

  • çökmek: Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Devamını Oku

  • reverse: Aksi, arka, ters, tersine dönmüş Terslik yapan Devamını Oku

  • resonator: Sesi aksettirici alet veya cisim Elektrik akımını yankılayan cihaz. Devamını Oku

  • yerli: Taşınamayan, başka yere götürülemeyen. Belli bir bölgede yetişen. Devamını Oku

  • aldırmazlık: Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, yansıma, yankı Örnek: İkide birde barutla infilak akisleri geliyordu. Y. K. Beyatlı Bir cismin parlak bir yüzeyde görünmesi Örnek: Mehtap, iri güller ve senin en güzel aksin / Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde. Y. K. Beyatlı Bir şeyin başka bir şey üzerinde yarattığı etki. Devamını Oku

  • siyahlaşmak: Rengi karaya dönmek, kararmak Örnek: … o mor karanlıkların siyahlaştığı yere yaklaşıyordu. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • reflecting: Akseden Derin düşünen [reflect] yansıtmak, Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar