akverin sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte akverin kelimesinin manası:

  1. Büyük belalar, musibetler, afetler.

akverin ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • belaya: (Bela. C.) Musibetler. Afetler. Beliyyeler. Belalar. Devamını Oku

  • benatı bise: Musibetler, belalar, felaketler, afetler. (Osmanlıca’da yazılışı: benât-ı bi’se) Devamını Oku

  • afatı semaviye: Semavi afetler. Allah tarafından insanları ikaz ve ceza için verilen bela ve musibetler. (Osmanlıca’da yazılışı: afat-ı semaviye) Devamını Oku

  • afatı semaviye: Semavi afetler. Allah tarafından insanları ikaz ve ceza için verilen bela ve musibetler. (Osmanlıca’da yazılışı: afat-ı semaviye) Devamını Oku

  • afat: Afetler. Devamını Oku

  • benatüd dehr: Afetler. (Osmanlıca’da yazılışı: benât-üd dehr) Devamını Oku

  • ahdas: (Hades. C.) Yeni hadiseler, fena şeyler. Dertler, musibetler. Devamını Oku

  • dış şok: Ülkenin uluslararası iktisadi ilişkileri nedeniyle diğer ülkelerde ortaya çıkan doğal afetler, sosyal, iktisadi ve siyasi olaylar dolayısıyla karşılaştığı iktisadi dengesizlikler. Piyasa mekanizması işleyişine yönelik sistemin dışından gelecek herhangi bir müdahale. Devamını Oku

  • işsizlik: İşsiz kalma, iş bulamama durumu Örnek: Ben yazarlıkla işsizliğin zorluğundan yakınıyordum, o tiyatronun belalarından… Ç. Altan Bir iş yeri için durgunluk dönemi Kişinin herhangi bir nedenle işini yitirmesi ve bir yenisini bulma çabası Devamını Oku

  • vesaire: İşsiz kalma, iş bulamama durumu Örnek: Ben yazarlıkla işsizliğin zorluğundan yakınıyordum, o tiyatronun belalarından… Ç. Altan Bir iş yeri için durgunluk dönemi Örnek: Burada işsizlikten patlayan esnaf, hele birkaç memur bir eğlence çıktığına seviniyorlardı. M. Ş. Esendal Sayılan birkaç şeyin benzerlerinin de bulunduğunu belirtmek için kullanılan bir söz, ve benzerleri Örnek: Biz yollarda, eğer bulabilirsek başımıza gölge verecek kadar hurma dalı, ot vesaire Devamını Oku

  • avarız: Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri Devamını Oku

  • bereket: Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan Örnek: Çocuk gönlüm kaygılardan azade / Yüzlerde nur, ekinlerde bereket. O. V. Kanık Yağmur. İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda Örnek: Bereket, o sıralarda henüz bu sözü bilmiyordum. Devamını Oku

  • elem: Acı, üzüntü, dert, keder Örnek: … dayanılmaz bir elemle yüreği sızladı. Y. K. Karaosmanoğlu Bk. dert Bk. tasa Devamını Oku

  • iman: Dinin ortaya koyduğu dogmalara inanma, din inancı, kutsal inanç, inanç, itikat. İslam dinine inanma. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar