alacalanmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte alacalanmak kelimesinin manası:

  1. Alaca bir duruma gelmek.
  2. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek.
  3. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.

Sponsorlu Bağlantılar

alacalanmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • birlikte yaşayış: Değişik ekonomik yapıda iki topluluğun karşılıklı çıkarlarından dolayı bir arada yaşamaya yönelişleri; bunun doğal sonucu olarak topluluklardan birinin duruma göre ötekinin egemenliğine girmesi, uydusu olması (Budunbilimde bu durumun belli örneği zencilerle pigmeler arasında görülür). Devamını Oku

  • dizlerinin bağı çözülmek: Herhangi bir neden dolayısıyla ayakta duramayacak duruma gelmek. Devamını Oku

  • pişmek: Ateşte, fırında, kaynar suda veya yağda ısı etkisiyle yenilebilir duruma gelmek. Isıtma sonucu belirli bir kullanıma uygun duruma gelmek. Devamını Oku

  • yemeden içmeden kesilmek: Bir üzüntü ya da heyecan nedeniyle yiyemez, içemez duruma gelmek, iştahı kesilmek. Devamını Oku

  • allak bullak olmak: Çok karışık duruma gelmek, altı üstüne gelmek, karmakarışık olmak, düzeni bozulmak Örnek: Bütün insanların içleri dışına çevrilse dünya allak bullak olur. N. Araz Akıl, zihin şaşkına dönmek, karışmak, şaşırmak. Devamını Oku

  • streslenmek: Stresli duruma girmek veya gelmek. Devamını Oku

  • sızmak: İnce aralıklardan veya gözeneklerden az miktarda ve belli olmadan yavaş yavaş akmak, çıkmak Örnek: Cam kenarlarından sızacak esintiyle hasta olacağından korkar. S. Birsel Gizli tutulan haber, sır vb. şeyler duyulmak, yayılmak. Herhangi bir Devamını Oku

  • beti benzi atmak: Herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak, korkmak: “Baksana, beti benzi kül kesildi.” -H. R. Gürpınar. “Beti benzi atmış görevli, boş boş baktı çocuğun yüzüne ve kafasını salladı donuk bir ifadeyle.” -E. Şafak. Devamını Oku

  • linder önermesi: Linder Thesis, similarity in preferences theorem Sonul mal ticaretinin üretim maliyetleri farkından değil, benzer tercihlerden dolayı yapılacağını ve benzer gelir düzeylerine sahip ülkeler arasında yer alacağını ileri süren ve S. B. Linder tarafından geliştirilen uluslararası ticaret önermesi. Devamını Oku

  • çatlamak: Parçaları ayrılıp dağılmayacak biçimde yarılmak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak Örnek: Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı. A. H. Tanpınar Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Devamını Oku

  • tutu sözleşmesi: Bir alacağı sağlama bağlamak için, borcun ödenmesi durumunda, borçlunun taşınmaz malının satılmasına ve alacağın satış parasından karşılanmasına olanak veren, borçlu ile alacaklı arasında yapılan bir anlaşma. Devamını Oku

  • genişlemek: Geniş duruma gelmek, büyümek. Bollaşmak. Devamını Oku

  • dönmek: Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek Örnek: İçeride anahtarın acı bir gıcırtısıyla döndüğünü duydum. Y. Z. Ortaç Geri gelmek, geri gitmek Yönelmek Örnek: Babam birdenbire bana döndü. S. F. Abasıyanık Sapmak Örnek: Gülümseyerek bir Devamını Oku

  • kapanmak: Kapalı duruma gelmek Örnek: Son basamağı aştığım zaman, babanın kapısı hızla yüzüme kapandı. Y. Z. Ortaç Dışarı ile ilişiğini kesmek Çalışamaz, etkinliğini sürdüremez duruma getirilmek Devamını Oku

  • işlemek: Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek. İnce ve süslü şeyler yapmak, nakışlamak Örnek: Para için işlemediğini iddia eden bu fakir ihtiyar, şüphesiz, sanatının âşığıydı. M. Ş. Esendal İçine girmek, Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar