annoyance sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte annoyance kelimesinin manası:

  1. Rahatsızlık, sıkıntı, başŸ belası, rahatsız etme, kızdırma

Sponsorlu Bağlantılar

annoyance ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • thorn in ones side: Kıçındaki ağŸrı, dürten şŸey, rahatsız eden kimse, rahatsızlık veren şŸey, başŸının belası, etindeki diken, sürekli rahatsızlık, oldukça rahatsız edici olan ve kaçınılamaz veya kaçıp kurtulunamaz olan şŸey (Yazılışı: thorn in one’s side) Devamını Oku

  • bother: Sıkıntı, sıkıcı bir iş veya durum, zahmet, üzüntü veren bir şey Canını sıkmak, sıkıntı vermek, üzmek, taciz etmek, rahatsız etmek Devamını Oku

  • balls ache: TaşŸAk ağŸrısı, rahatsızlık, sıkıntı; boyun ağŸrısı, kıç ağŸrısı, başŸ belası, rahatsızlık veren kimse veya şŸey (Argo) Devamını Oku

  • taciz: Tedirgin etme, rahatsız etme Örnek: Onun ulumasından gece gündüz taciz olan köy halkı… Ö. Seyfettin (Acz. den) Huzursuz kılmak, rahatsız etmek, sıkıntı vermek, canını sıkmak. (Osmanlıca’da yazılışı: ta’ciz) Devamını Oku

  • thorn in his flesh: BaşŸInın belası, etindeki diken, sürekli rahatsızlık, oldukça rahatsız edici olan ve kaçınılamaz veya kaçıp kurtulunamaz olan şŸey Devamını Oku

  • thorn in his side: BaşŸInın belası, etindeki diken, sürekli rahatsızlık, oldukça rahatsız edici olan ve kaçınılamaz veya kaçıp kurtulunamaz olan şŸey Devamını Oku

  • thorn in ones flesh: BaşŸının belası, etindeki diken, sürekli rahatsızlık, oldukça rahatsız edici olan ve kaçınılamaz veya kaçıp kurtulunamaz olan şŸey (Yazılışı: thorn in one’s flesh) Devamını Oku

  • harassing: Taciz etme, rahatsız etme, işŸkence etme, sıkıntı verme, tahrik etme Devamını Oku

  • jangler: Yüksek sesle kavga eden kimse, gürültülü bir şŸekilde tartışŸan kimse; rahatsız edici ses çıkarma; madeni ses çıkarma; rahatsızlık, başŸ belası Devamını Oku

  • disturbing: Rahatsız etme Rahatsız edici, huzur bozucu, karışŸıklık çıkaran Devamını Oku

  • bothered: Sıkmak, can sıkmak, sinir bozmak, canını sıkmak, dert vermek, baş belası olmak, rahat vermemek, üzülmek, takmak, sinir etmek, rahatsız etmek; daraltmak; musallat olmak, Canı sıkılmışŸ, canı sıkkın, rahatsız edilmişŸ, sinirlendirilmişŸ Devamını Oku

  • act of harassment: Taciz etme hareketi, rahatsız etmek ve bozmak için tasarlanmışŸ olan davranışŸta bulunmak, tahrik etme ve kızdırma hareketi Devamını Oku

  • baiting: Kızdırma, rahatsız etme, canını sıkma, mola, konaklama Devamını Oku

  • plague: Bela olmak, belasını vermek, bezdirmek, cezalandırmak Belâ musibet Devamını Oku

  • whingeing: AğŸLama, sızlanma, rahatsız edici şŸekilde şŸikayet etme Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar