arayı soğutmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte arayı soğutmak kelimesinin manası:

  1. Eski yakınlık, dostluk kalmamak.

arayı soğutmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • sadakat: İçten bağlılık, sağlam, güçlü dostluk Örnek: Vazifemi sadakatle yaptığımdan dolayı memnun olduklarını sanıyorum. R. H. Karay dostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık. Dostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık. Devamını Oku

  • amity: Dostluk, ahbaplık, sevgi, hayırseverlik. Dostluk, arkadaşŸlık, dostça ilişŸki, iyi ilişŸki Devamını Oku

  • akan sular durmak: İtiraza, söyleyecek söze yer kalmamak. İtiraz edememek, söyleyecek sözü kalmamak: “Böyle duru bir mantık karşısında akan sular duruyordu.” -A. Kulin. Devamını Oku

  • languish: Zayıf düşmek, gevşemek, ruhsuzlaşmak, takati kesilmek, şevksizleşmek, faaliyetini kaybetmek İsteği kalmamak Devamını Oku

  • ortalık düzelmek: Karışıklık yok olmak, tedirginlik kalmamak. Toplum içindeki karışıklık yok olmak, tedirginlik kalmamak, maddi durum düzelmek: “Ben de ödünç para bulsam hiç düşünmeden alırım. Ortalık elbet düzelir, öderim.” -M. Ş. Esendal. Devamını Oku

  • yıpranmak: Zamanla veya çok kullanılma sonucu aşınmak, eskimek Örnek: Gömleği ütülü ama yıpranmıştı. Y. Z. Ortaç Makine veya makine parçaları aşınıp bozulmak. Saygınlığı azalmak. Devamını Oku

  • tükenmek: Bitmek, sona ermek, kalmamak Örnek: Vaktiyle yaşamış olan büyük musiki ustaları nesillerinin artık tükenmiş olduğu da söylenirdi. A. Ş. Hisar Güçsüzleşmek, bitkinleşmek, yılgınlaşmak Örnek: İnsan sevdiği birini tükenmiş görmek istemez. O. V. Kanık Verimliliğini yitirmek, söyleyecek sözü kalmamak Örnek: Yalnız kendi tecrübelerini yazmaya kalkan romancı çabuk tükenir. H. E. Adıvar Devamını Oku

  • tükenmek: Bitmek, sona ermek, kalmamak Örnek: Vaktiyle yaşamış olan büyük musiki ustaları nesillerinin artık tükenmiş olduğu da söylenirdi. A. Ş. Hisar Güçsüzleşmek, bitkinleşmek, yılgınlaşmak Örnek: İnsan sevdiği birini tükenmiş görmek istemez. O. V. Kanık Verimliliğini yitirmek, söyleyecek sözü kalmamak Örnek: Yalnız kendi tecrübelerini yazmaya kalkan romancı çabuk tükenir. H. E. Adıvar Devamını Oku

  • soğumak: Isısını hızla veya yavaş yavaş yitirerek soğuk duruma gelmek Örnek: Üşüyorum, vücudumun soğuduğunu duyuyorum, dişlerim birbirine vuruyor. R. H. Karay Birine veya bir şeye duyulan istek, sevgi ve ilgi kalmamak Örnek: Belki de benim başkasıyla evlenip gidişim üzerine hayattan soğudu, kendini koyverdi. H. Taner Devamını Oku

  • attachment: Bağlılık; ilgi, parça, aksesuar, alaka; sevgi, dostluk; haciz Bağlılık, merbutiyet Devamını Oku

  • attachment: Bağlılık; ilgi, parça, aksesuar, alaka; sevgi, dostluk; haciz Bağlılık, merbutiyet Devamını Oku

  • kırılmak: Kırma işine konu olmak, bir veya birçok parçaya ayrılmak. Bükülerek kat yeri oluşturmak. Devamını Oku

  • antique: Eski zamanlara ait Eski devirlerden kalma, antika Devamını Oku

  • ilgeçli tümleç birliği: İlgeçli tümleçle birlikte kullanılan sözcüklerin tümü: Bu korular eski hatıralara dalmak, eski günleri ve eski simaları düşünmek için yetiştirilmişe benzer; Mektepte okutulan derslerden hatırımda kaldığına göre Eskişehir, Hüdavendigâr vilâyetine bağlı bir kaza idi; Bu bana bir zindana kapatılmak kadar ağır geldi vb. Devamını Oku

  • ancient: Eski, kadim, eski zamandan kalma Yaşlı adam, ata, baba. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar