azimkarane sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte azimkarane kelimesinin manası:

  1. Kararlı
    Örnek: Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz. Atatürk
  2. Kararlılıkla, kararlı olarak.

azimkarane ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • millet: Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus Örnek: Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklal fikrinin layemut abidesidir. Atatürk Bir yerde bulunan kimselerin bütünü, herkes Örnek: Millet tütün paralarını alınca borcunu öder. N. Cumalı Benzer özellikleri olan topluluk Örnek: Şu kadın milletinin kıskançlığının hiç sonu yok. A. Mithat Bk. ulus Devamını Oku

  • istiklal: Bağımsızlık Örnek: Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklal fikrinin layemut abidesidir. Atatürk (Kıllet. den) Kendi başına olmak, kimseye bağlı olmayış, müstakil oluş. (Osmanlıca’da yazılışı: istiklâl) Bk. bağımsızlık Devamını Oku

  • determined: Kesin, kati, azimkâr, metin, niyetinden şaşmaz Azimli, kararlı, kesin Devamını Oku

  • yüksek: Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan Örnek: … mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. Ö. Seyfettin Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan Örnek: İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor. H. Taner Güçlü, etkili, şiddetli. Devamını Oku

  • beraber: Birlikte, bir arada Örnek: Hayata beraber başladığımız / Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir. C. S. Tarancı -e rağmen, -e karşın Örnek: Halılarla bezenmiş olmakla beraber gıcırtıdan ve esnemelerden kurtulamamıştı. R. H. Karay Aynı düzeyde Örnek: Bina taş, merdiveni yok, toprakla beraber. A. Rasim Devamını Oku

  • nota: Bir müzik sesini belirtmeye yarayan işaret Örnek: Saz sesleri bazen aynı notaları, ruhumuza mıhlanmak istenen bir altın çiviye vurulan darbeler gibi tekrar ederdi. A. Ş. Hisar Bir devletin başka bir devlete politik sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı, muhtıra Örnek: Bu notaya verdiğim kısa bir cevapta, Mudanya Konferansını kabul ettiğimi bildirdim. Atatürk Bir sesin konumu ve perdesi ile biçimi ve süresini Devamını Oku

  • düşürmek: Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak. Değerini, fiyatını indirmek. Devamını Oku

  • maa: (Beraber) manasında bir kelime olup, iki türlü kullanılır:1- İzafetle (tamlama halinde):a) Zarf olarak: (Celestü maa zeydin: Zeyd ile beraber oturdum)b) Sıla (cümlecik) olarak: (Musaddıkan lima maaküm: Sizdekini tasdik ederek)c) Haber olarak: (Vehüve maahüm: O, onlarla beraberdir.)2- İzafetsiz: Bu takdirde tenvinlenir ve hal olarak bulunur: (Cau maan: Beraber geldiler.) Devamını Oku

  • muhteviyat: İçindekiler Örnek: Bu üç vesika muhteviyatını göz önünde tutarak hep beraber, kısa bir tahlil yapalım! Atatürk Birden ziyade konu veya belgenin bir arada bulunması. Devamını Oku

  • istikrar: Aynı kararda, biçimde sürme, kararlılık Örnek: Devletini, sağlam bir iman ve istikrar müessesesi olarak teşkilatlandırmıştır. S. Ayverdi Yerleşme, oturma. Denge. Devamını Oku

  • kararlılık: Kararlı olma durumu, istikrar Örnek: Devlet, özel teşebbüslerin … sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlilik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır. Anayasa Kararlı denge halinde olma. Bk. dayanıklılık Devamını Oku

  • hassas: Duyum ve duyguları algılayan Çabuk duygulanan, duygun, duyar, duyarlı, içli, alıngan Örnek: İri yarı bir adam olmakla beraber pek hassastı. A. Gündüz Çabuk etkilenen Örnek: Düşmanın en hassas ve mühim noktası orası idi. Atatürk Yapımı ve Devamını Oku

  • uğramak: Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak Örnek: Üç günde yalnız üç vapur iskeleye uğradı. S. F. Abasıyanık Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek Örnek: Ona kapıdan şöyle bir uğramak isterdim. H. Taner Fırlayarak çıkmak, dışarı çıkmak Örnek: Zelzele çığlığıyla beraber hepsi evden dışarı uğradılar. M. Ş. Esendal Kötü duruma konu olmak Örnek: Öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceğiz diye harbe girebiliriz. Lakin, millet hayatı Devamını Oku

  • pekleştirmek: Pekleşmesine yol açmak, pekleşme işini yaptırmak. Güçlenmesini sağlamak Örnek: … onun gibi şöhretini pekleştirdi. B. Felek Devamını Oku

  • altın: Bu elementten yapılmış Örnek: Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor. M. Ş. Esendal Üstün nitelikli, değerli. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C’de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar