benek sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte benek kelimesinin manası:

  1. Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan
    Örnek: Burunlar koyu renkte beneklerle kaplıdır. S. Birsel
  2. Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül.
  3. Bir eksicik ışınları borusunun görüntü tabanında eksicik demetinin çarpması ile ışıldayan yer.
  4. Bir eksicik ışınları borusunun görüntü tabanında eksicik demetinin çarpması ile ışıldayan yer.
  5. Almaçta yan yana gelerek satırları, dolayısıyla resmi oluşturan ve elektron demetinin görüntülüğe çarpmasından oluşanbenek.
  6. Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta.
  7. Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm.
  8. Düğün armağanı.
  9. Bir tür nakış.

benek ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • tarayıcı benek: Eksiuç ışıtacında saydam bir özdek üzerindeki resmi, örneğin bir film ya da saydam resmi tarayan benek; dolayısıyla, saydam özdekler üzerindeki resimlerin televizyonda yayınlanması amacıyla çözümlemesini sağlama yönteminin temeli. Devamını Oku

  • benek bulgurcukları: Güneş lekelerini kuşatan parlak tanecikler. Devamını Oku

  • ağbenek: Açıklı koyulu kahverengi ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan asklı mantar. Bu mantarın ortaya çıkardığı ekin hastalığı. Devamını Oku

  • ak benek: Gözün saydam tabakasında bir yara veya çıban sonucunda oluşmuş, görmeyi derece derece azaltan beyaz benek. Devamını Oku

  • benek ışıldağı: Uzaktaki bir noktaya yeğin bir ışık demeti gönderebilen, değişmez odaklı içbükey aynası bulunan toplayıcı ışıldak çeşidi. Devamını Oku

  • ışıklı benek: Bk. benek   Devamını Oku

  • speck: Nokta, benek, ufak leke Ufak parça, zerre Devamını Oku

  • görüntü: Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. ile oluşturulan biçimi, hayal. Devamını Oku

  • üst üşek: Bir üşerçözüşüm gözesinin, bir boşalım borusunun ya da bir eksicik ışınları borusunun, üretecin yüksek gerilimli ucuna bağlı üşeği. Bir üşerçözüşüm gözesinin, bir boşalım borusunun ya da bir eksicik ışınları borusunun, Devamını Oku

  • karşıt alt üşek: X-Işınları lambasında eksicik demetinin dövmesiyle X-ışınları salan, metal pul (üşek). X-Işınları lambasında eksicik demetinin dövmesiyle X-ışınları salan, metal pul (üşek). Devamını Oku

  • dot: Nokta, ufak leke, benek Mors alfabesinde nokta Devamını Oku

  • lami: Parıldayan, parlak, parıltı. parlayan, parıldayan parlak. – lamii: 1472-1532 yılları arasında yaşayan türk edebiyatında haklı bir ün kazanmış mutasavvıf ve sanatkar Devamını Oku

  • süheyl: Güney yarım kürede bulunan parlak yıldız, Yıldırak. Güney yarımküresinde yer alan parlak yıldız. Devamını Oku

  • parlak: Parlayan, ışıldayan Örnek: Siyah, çıplak dallarda henüz kuruyamayan su damlaları parlak, mavi birer boncuk gibi parlıyordu. H. E. Adıvar Temiz ve ışıklı Örnek: Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı / Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı. F. N. Çamlıbel Göze çarpacak kadar başarılı Örnek: Birinci İnönü Harbini parlak bir zaferle kazandık. A. Gündüz Yüzü güzel (oğlan). Devamını Oku

  • odaklama: Odaklamak işi. Bir mercek ya da bir ayna ile. ışığı bir noktada toplama işlemi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar