beyin yıkamak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte beyin yıkamak kelimesinin manası:

  1. İnsanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne yabancılaştırmak, başka yönde düşünür ve davranır duruma getirmek amacıyla çeşitli yollarla etkilemek.

beyin yıkamak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • tıkamak: Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak Örnek: Camına vurdular, açtı, Ahmet kızın ağzına bir mendil tıkadı. S. F. Abasıyanık Yol, su, geçit vb. şeyleri bir engelle işlemez, akmaz, geçilmez duruma getirmek. Devamını Oku

  • beyin yıkama: Kişinin eskiden beri geliştirip benimsediği davranış özelliklerini, değer ve ölçülerini köklü olarak değiştirip, kişiye onlardan ayrı olanları benimsetme eylemi. Devamını Oku

  • yaklaştırmak: Bir şeyi kendine yakın duruma getirmek. İki şeyi birbirine yakın duruma getirmek Örnek: Sandalyesini biraz yaklaştırmak ister gibi yaparak söze yeniden başladı. M. Ş. Esendal Devamını Oku

  • yıkamak: Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek Örnek: Kazı yıkayıp temizlemişler, sonra da parçalayıp tencereye koymuşlar. Ç. Altan Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek. Fotoğraf plaklarını Devamını Oku

  • el yıkamak: İlgisini kesmek. Devamını Oku

  • tekrarlı yüklem: Anlama güç kazandırmak ve okuyanı etkilemek amacıyla tekrarlanmış olan yüklem: Kadın akşamlara kadar çalıştı çalıştı, çalıştı. Zavallıcık hiç bir iş yapamadan günlerce hep ağladı, ağladı ve ağladı vb. Devamını Oku

  • bozmak: Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak Örnek: Bir insanın aklını bozabilmesi için evvelce bu aklın mevcut olması lazım gelir. A. Ş. Hisar Dokunmak, zarar vermek. Devamını Oku

  • yüzdürmek: Yüzmesini sağlamak veya yüzme işini yaptırmak. Batmış veya oturmuş tekneyi suyun yüzüne çıkarıp yüzer duruma getirmek. Devamını Oku

  • yükseltmek: Yükseğe çıkarmak, yukarı kaldırmak. Güçlendirmek, şiddetlendirmek. Devamını Oku

  • karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü şaşırmış: Görgüsüz kişi, görgülü kişinin yaptığını yapmaya kalkışırsa beceremez, kendisinin doğal davranışını da yitirir, gülünç duruma düşer. Devamını Oku

  • uyarlamak: Birbirine herhangi bir bakımdan uyar duruma getirmek, intibak ettirmek. Edebî eserleri, sinema, tiyatro, radyo ve televizyonun teknik imkânlarına uygun duruma getirmek, adapte etmek. Devamını Oku

  • büyük devalüasyon: Bir ülkenin ödemeler dengesini açık verir durumdan fazla verir bir duruma getirmek amacıyla ödemeler dengesini sağlayacak oranın üzerinde yapılan yüksek oranlı devalüasyon. Devamını Oku

  • varoluşçu tiyatro: İnsanı evrenin merkezine koyan, ülkücü dünya görüşüyle insanın dışa ve kendine olan yabancılığını, yalnızlığını vurgularken bireyin davranışlarıyla var olduğunu, karar zorunluğu ve sorumluluğuyla kendini gerçekleştirdiğini savunan anlayışın tiyatrosu. Başlıca yazarları arasında Albert Camus ve Jean-Paul Sartre vardır. Devamını Oku

  • populate: İnsan yerleştirmek, yerleşim bölgesi haline getirmek, nüfusunu artırmak Nüfuslandırmak, şeneltmek, meskun hale getirmek Devamını Oku

  • özelleştirmek: Bir şeyi özel duruma getirmek veya özel olarak kullanmak, kamulaştırmak karşıtı. Kamu malını satarak özel duruma getirmek. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar