boğazlaşmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte boğazlaşmak kelimesinin manası:

  1. Birbirini boğazlamak
    Örnek: İçimde bir boşlukla karmakarışık bir doluluk boğazlaşıyor. A. Gündüz
  2. Kıyasıya dövüşmek
    Örnek: Otuz bu kadar devlet, hiç durmadan dinlenmeden boğazlaşabilirler miydi? Ö. Seyfettin

boğazlaşmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • boğazlaşma: Boğazlaşmak işi. Devamını Oku

  • boğazla: Huni. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kırlangıç *Saimbeyi -Adana) Devamını Oku

  • yapışmak: Yapışıcı olan veya yapışkan bir maddeye bulanmış olan bir şey ayrılmayacak bir biçimde bir yere tutunup kalmak Örnek: Zarfın iyice yapışıp yapışmadığına o kadar dikkat etti ki… S. F. Abasıyanık İyice yaklaşmak, sokulup değmek. Devamını Oku

  • boşboğazı ateşe atmışlar, odunum yaş demiş: Çenesi düşükler umulmadık anlarda densizce konuşabilirler. Devamını Oku

  • boğmak: Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek Örnek: Zavallıyı az kalsın gırtlağından yakalayıp boğacaktı. Y. K. Karaosmanoğlu El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Devamını Oku

  • boğuklaşmak: Ses boğuk duruma gelmek, kısıklaşmak Örnek: Kapının önündeki sesler, sövüşmeler boğuklaştı. M. Ş. Esendal Devamını Oku

  • boğuşmak: Birbirinin boğazına sarılmak, dövüşmek. Mücadele etmek Örnek: Kumar, talihle alt alta, üst üste boğuşmaktır. M. Seyda Çabalamak, altından kalkmaya çalışmak, uğraşmak. Devamını Oku

  • boğuşmak: Birbirinin boğazına sarılmak, dövüşmek. Mücadele etmek Örnek: Kumar, talihle alt alta, üst üste boğuşmaktır. M. Seyda Çabalamak, altından kalkmaya çalışmak, uğraşmak. Devamını Oku

  • boğazına kadar: Pek çok, lüzumundan fazla, aşırı ölçüde Örnek: Baba daima boğazına kadar borç içinde yaşar, müsrif, batakçı bir memurdu. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • boğmak boğmak: Boğum boğum. Devamını Oku

  • boğaz açmak: Ağaçların dibini kazarak toprağı kabartmak. Devamını Oku

  • yığmak: Bir tepe oluşturacak biçimde üst üste koymak. Biriktirmek. Devamını Oku

  • boşboğaz: Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze Örnek: O kadar boşboğaz çocuk arasında da vakayı bir sır olarak saklamak güçtü. Y. K. Beyatlı Yerli yersiz konuşan (kimse) Örnek: Boşboğazı ateşe atmışlar, odunum yaş (veya az) demiş. Atasözü Devamını Oku

  • hafakanlar basmak ya da boğmak: Sıkıntıdan bunalmak. Devamını Oku

  • bir kaşık suda boğmak: Bir kimseye çok kızmak veya çok öfkelenmek: “Muhalifler bizi bir kaşık suda boğmak istidadını gösteriyordu.” -Y. K. Karaosmanoğlu. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar