buyurmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte buyurmak kelimesinin manası:

  1. Bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek, emretmek
    Örnek: Ahlak sadece kötülük etmekten çekinmek değildir, başkalarının edecekleri kötülükleri de önlemeye çalışmayı buyurur. N. Ataç
  2. Söylemek, demek, düşüncesini bildirmek
    Örnek: Çok doğru buyuruyorsunuz. F. R. Atay
  3. Gelmek, gitmek, geçmek, girmek
    Örnek: Salona buyurmaz mısınız? M. C. Kuntay
  4. Almak
    Örnek: Buyurunuz kahvenizi! M. E. Yurdakul
  5. Etmek, eylemek
    Örnek: Size karşı derin hürmeti vardı, lütuf buyurur sorarsanız yalnızlığını hissetmez. R. H. Karay

buyurmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • tenhalaşmak: Yalnız kalmak. Tenha duruma gelmek, boşalmak, ıssızlaşmak Örnek: Akşam satıcılarının melankolik sesleri, tenhalaşan mahalle aralarında inliyor. R. H. Karay Devamını Oku

  • dalmak: Suyun içine bütün vücuduyla ve hızla girmek Örnek: Oğlanlar denize dalıp tekneyi sağdan soldan, arkadan önden itmeyi denediler. H. Taner Bir yerin içine girmek Örnek: İkisi uçar gibi, kapısında koca bir telefon çanı asılı dükkândan içeri daldılar. H. Taner Kendini bilmez duruma gelmek, kendinden geçmek. Devamını Oku

  • sıkmak: Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak Örnek: Yalnız kalan kadın titriyor, hıçkırarak kucağındaki yavrusunu sıkıyor. Ö. Seyfettin Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak. Dar gelmek Örnek: Belimi sıktı Devamını Oku

  • yürümek: Adım atarak ilerlemek, gitmek Örnek: Kafası yerde, kamburunu çıkarmış, yürüyordu. H. Taner Karada veya suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. Devamını Oku

  • went: Gitmek; başlamak; girmek; geçmek; uymak, yayılmak; olmak, haline gelmek; tükenmek; sonuçlanmak; kaybolmak; ölmek; koyulmak; yapılmak; bahse girmek, iddiaya girmek, işlemek Devamını Oku

  • dönmek: Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek Örnek: İçeride anahtarın acı bir gıcırtısıyla döndüğünü duydum. Y. Z. Ortaç Geri gelmek, geri gitmek Yönelmek Örnek: Babam birdenbire bana döndü. S. F. Abasıyanık Sapmak Örnek: Gülümseyerek bir Devamını Oku

  • dikleşmek: Dik duruma gelmek. Birine karşı ters tutum içine girmek, karşı durmak Örnek: Fen şubesi şefi birden dikleşti. R. H. Karay Devamını Oku

  • cemile: Gönül alıcı davranış Örnek: Binecekleri vapur, Konsolosa fevkaladeden bir cemile olarak o turda, pruva direğine Türk bayrağı çekiyordu. R. H. Karay Güzel (kadın). Güzel. Devamını Oku

  • akmak: Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek Örnek: Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış. S. F. Abasıyanık Bu gibi maddeler aşağıya, yere düşmek. Sıvı bir Devamını Oku

  • yorucu: Yorgunluğa yol açan Örnek: Yalnızken kendini dinleyiş kadar yorucu ne vardır? R. H. Karay Devamını Oku

  • mal: Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü Örnek: Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı. Ö. Seyfettin Büyükbaş hayvan Örnek: Boz atlar yağız değildi, artık; mallar erimiş, zayıflamıştı. N. Araz Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı, emtia. Devamını Oku

  • üzeri: Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı Örnek: Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü. S. F. Abasıyanık Varlık, kimlik Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Devamını Oku

  • go: Japonya’da oynanan bir çeşit satranç. Gitmek; başlamak; girmek; geçmek; uymak, yayılmak; olmak, haline gelmek; tükenmek; sonuçlanmak; kaybolmak; ölmek; koyulmak; yapılmak; bahse girmek, iddiaya girmek, işlemek Devamını Oku

  • binmek: Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak Örnek: Belki de atlara binerek dolaşırız. R. H. Karay Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak Örnek: Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz. O. S. Orhon Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak. Devamını Oku

  • enter on: Almak, konmak, girmek, başlamak, girişmek, dönüm noktasına gelmek Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar