camekan sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte camekan kelimesinin manası:

  1. Göstermelik, satılık şeylerin sergilendiği camlı bölme ya da yer, sergen, vitrin; hamamlarda soyunulan camlı yer.
  2. Göstermelik, satılık şeylerin sergilendiği camlı bölme veya yer, sergen, vitrin
    Örnek: Camekânı geniş ve nadir sanat eserleriyle dolu bir mağazaya girdik. Y. K. Beyatlı
  3. Bir yeri, bir veya daha çok bölüme ayıran cam bölme, camlık
    Örnek: Camekânla bölünmüş bir kahve ocağı ile altı yedi masa vardı içeride. Ç. Altan
  4. Limonluk.
  5. Hamamlarda soyunulan camlı yer.
  6. Gözlük
    Örnek: Artık arkasına sığınacak bir camekânım da yok. H. F. Ozansoy
  7. Bk. cam bölüm
  8. Elbise soyunulacak yer. (Osmanlıca'da yazılışı: camekân)

Sponsorlu Bağlantılar

camekan ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • sergen: Raf. Nesnelerin, insanlara gösterilmek, satılmak için sergilendiği camlı bölme veya yer, camekân, vitrin. Devamını Oku

  • camlık: Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. Çiçek, sebze vb. bitkileri dış etkenlerden korumak için yapılmış küçük limonluk, camekân. Devamını Oku

  • vitrin: Bir dükkân veya mağazanın sokaktan camla ayrılan ve mal sergilemek için kullanılan yeri, sergen Örnek: Sarışın bir kız, pastacının vitrinine dikkatle bakıyordu. P. Safa İçine konan şeylerin görünmesi için yapılmış camlı dolap Örnek: Vitrinin yan aynasında eşyayı seyreder gibi görünerek kendime de bakıyorum. R. H. Karay Devamını Oku

  • camekanlı: Camekã¢Nı olan. Camekânı olan (yer) Örnek: Çocuklar aşağı inmişler, camekânlı merdiven kapısının arkasına üşüşmüşlerdi. R. N. Güntekin Devamını Oku

  • tezgah: Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa; tersane. Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa Örnek: Bir tezgâhtan öbürüne koşuyor, bir kumaş topunu bırakıp başkasına saldırıyordu. R. H. Karay Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip Devamını Oku

  • limonluk: Sıcak iklim bitkilerinin korunduğu ve yetiştirildiği, bir bölümü veya bütünü camlı, kapalı yer, ser (II), sera Örnek: Köşkün yanından kıvrılıp arkadaki limonluğa doğru yürüyorlardı. M. Yesarî Limon ağaçlarının bulunduğu yer, limon bahçesi Örnek: Taksim gezisi öğleden sonra ılık bir limonluk gibidir. B. Felek Üzerine kesilmiş limon bastırılıp sıkılan, ortası tümsek ve oluklu küçük araç. Devamını Oku

  • asa ölçünleri: Ateş veya kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç Örnek: Kahveci ocaktan maşayı kapmış, o da fırlamıştı dışarı. Ç. Altan Çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük, kollu araç. Saçları Devamını Oku

  • iskemle: Arkalıksız sandalye Örnek: İskemlelerin maroken minderlerinden kendime yatak yapıyordum. Ç. Altan Üstüne sigara tablası, çiçek vazosu vb. konulan küçük masa. Sandalye Örnek: Verilen iskemleleri, ısmarlanmak istenen kahveleri reddetti. R. N. Güntekin Meddahiskemlesi. Buiskemlenin bir anlamı vardır. Devamını Oku

  • iskemle: Arkalıksız sandalye Örnek: İskemlelerin maroken minderlerinden kendime yatak yapıyordum. Ç. Altan Üstüne sigara tablası, çiçek vazosu vb. konulan küçük masa. Sandalye Örnek: Verilen iskemleleri, ısmarlanmak istenen kahveleri reddetti. R. N. Güntekin Meddahiskemlesi. Buiskemlenin bir anlamı vardır. Devamını Oku

  • mal: Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü Örnek: Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı. Ö. Seyfettin Büyükbaş hayvan Örnek: Boz atlar yağız değildi, artık; mallar erimiş, zayıflamıştı. N. Araz Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı, emtia. Devamını Oku

  • halvet: Issız yerde yalnız kalma. Issız ve kapalı yer. Devamını Oku

  • tombul: Yuvarlak Örnek: Altı tombul, boynu ince boş likör şişesi, koltuğun dibinde duruyordu. Ç. Altan Şişman, etine dolgun Örnek: İçeride tombul yanakları kızarmış, ter içinde tıknaz bir kadın kıvranıyordu. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • topuk: Ayağın yuvarlakça olan alt bölümü Örnek: Topuklarına kadar uzun saçları vardı. M. Ş. Esendal Ökçe Örnek: Sıska kız, alışık olmadığı yüksek topuklarla yürümeye çalışıyordu. Ç. Altan Belli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloku veya cevher kütlesi. Devamını Oku

  • şıpırtı: Şıpırdama sesi Örnek: İçeride hafif su damlaları şıpırtılarına benzeyen belirsiz gürültüler vardı. P. Safa Devamını Oku

  • vitrine: Vitrin, camlı sergileme yeri, sergi penceresi, tezgah penceresi Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar