çamurlaşmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte çamurlaşmak kelimesinin manası:

  1. Çamur durumuna gelmek
    Örnek: Erimeye başlayan ve gittikçe çamurlaşan karlara bastıkça ayakları kayıyordu. A. Gündüz
  2. Sataşmaya, kavga çıkarmaya başlamak, terbiyesizleşmek.

Sponsorlu Bağlantılar

çamurlaşmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • alışmak: Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek Örnek: Muhtaç değiliz ama, ben çalışmaya alıştım. E. İ. Benice Yadırgamaz duruma gelmek. Uyar duruma gelmek, uygun gelmek, intibak etmek Örnek: Bu mesleğe alışmış gibi görünüyor. N. Araz Sürekli ister olmak. Devamını Oku

  • berraklaşmak: Berrak duruma gelmek, durulaşmak Örnek: Yakışıklı kocasının hayali zihninde donuklaşacağı yerde, gittikçe berraklaşıyordu. S. Ayverdi Devamını Oku

  • ağırlaşmak: Ağır duruma gelmek. Hava sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak, bozulmak Örnek: Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk. R. N. Güntekin Yavaşlamak Örnek: Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni sararıyor, Devamını Oku

  • sataşmak: Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak, musallat olmak Örnek: Edepsiz bir sarhoş, eskiden tanıdığı bir kadına sataşıyor. N. Cumalı Sarkıntılık etmek Örnek: Ne münasebet gider de komşunun hizmetçi kızına sataşırsın? M. Ş. Esendal Devamını Oku

  • uğraşmak: Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek Örnek: İkisi barbut oynuyor, üçüncüsü, en küçükleri, bir çekirgeye sigara içirmeye uğraşıyordu. H. Taner Bir iş üzerinde sürekli çalışmak Örnek: Muhacir kümeleri arasında, ekmek dağıtmakla uğraşan yaşlıca bir adama seslendi. P. Safa Zamanını bir işe verme durumunda kalmak Örnek: Ee, hadi yürü yahu. Senlen mi uğraşacağız? H. Taner Savaşmak Örnek: Düşmanlarla uğraşmak için sonuna kadar çalışmaya azmettik. Atatürk Birine kötü davranmak Örnek: Aman, Devamını Oku

  • facialaşmak: Facia durumuna gelmek Örnek: Annemin ağzında facialaşan bu vakaya ben biraz şaka karıştırmak istemezdim. Y. Z. Ortaç Devamını Oku

  • tutuşmak: Birbirini tutmak, birbirine ilişip dokunmak. Bir işe başlamak, girişmek Örnek: İki ordu bir harbe daha tutuştular. F. R. Atay Yanmaya başlamak, ateş almak Örnek: Bu fenerleri birbirine bağlayan çiçekli askılardaki küçük lambalar tutuştu. H. C. Devamını Oku

  • acımak: Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Acılı, ağrılı olmak Örnek: Şaşkınlığından bir kestane yığınına çarptı, canı acıyordu. S. F. Abasıyanık Başkasının acılı durumundan üzüntü duymak Örnek: Bu boş localar, boş sandalyeler karşısında yorulan sanatkârlara acıyordum. M. Devamını Oku

  • şişmanlaşmak: Şişman duruma gelmek Örnek: O akşam daha, oda kıyafeti ile fazlaca şişmanlaşıp çıkkınlaşmış gövdesinden … başka acı haber izi görünmüyordu. R. E. Ünaydın Devamını Oku

  • taşlaşmak: Taş durumuna gelmek. Çok şaşırarak bir şey yapamaz, konuşamaz duruma gelmek, donakalmak. Devamını Oku

  • anıtlaşmak: Anıt durumuna gelmek, anıt değeri kazanmak. Saygı ve sevgi ile anılır duruma gelmek, abideleşmek. Devamını Oku

  • toplaşmak: Toplanmak Örnek: Erkeklerde merak daha fazlaydı.-Acep ne biçim karıymış ki bu … diye toplaştıkları dere boyunda konuşurlar. R. H. Karay Top durumuna gelmek. Devamını Oku

  • billurlaşmak: Billur durumuna gelmek, billur durumunda yoğunlaşmak, kristalleşmek. Belirgin duruma gelmek, netlik kazanmak. Devamını Oku

  • saflaşmak: Saf (I) durumuna gelmek. Saf (II) duruma gelmek. Devamını Oku

  • basmakalıplaşmak: Basmakalıp durumuna gelmek Örnek: Zaten daha sonraki Hint tiyatrosu canlılığını bütün bütün kaybedecek ve basmakalıplaşacaktır. C. Meriç Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar