çamurlu sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte çamurlu kelimesinin manası:

  1. Çamur bulaşmış, üstünde veya içinde çamur bulunan
    Örnek: Uzun sarı tüyleri biraz daha çamurlu, bacakları biraz daha berelenmiş. R. N. Güntekin

çamurlu ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • çamurlu manyetik: Çamurlu tonlara yol açacak kadar güçlü çıkışa sahip manyetik türü. Devamını Oku

  • Doğu uzun tüylü kedisi: Kanada’Dan köken alan, doğu kısa tüylülerden biraz daha uzun tüylü, kulakları kafasına oranla oldukça geniş ve üst kısımları nokta şeklinde olan, gözleri burna yakın, birbirinden ayrık ve badem şeklinde, vücudu orta büyüklükte, oldukça kaslı ve kemikli, bacakları uzun ve arka ayakları ön ayaklarına oranla daha güçlü, tüyleri uzun, yumuşak, parlak ve muhteşem bir görünüme sahip, Devamını Oku

  • Lapermkedisi: Kuzey Amerika’dan köken alan, 1980’li yıllarda keşfedilen ve dalgalı anlamına gelen Laperm adı verilen, kıvırcık tüylü, ön ayakları arka ayaklardan daha kısa, tüyleri oldukça yumuşak, kabarık, kaygan, sık ve lüle lüle, en uzun ve en kıvırcık tüyleri boyun ve kulak bölgelerinde bulunan, erkeklerinin tüyleri genelde daha kıvırcık, bazı yavruları tüysüz doğan ve ilk dört ay Devamını Oku

  • balçık: İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil Örnek: Yolları ve tarlaları görünce bir balçık ve çamur gölünü yarmak zorunda olduğumuzu anlamıştım. S. Ayverdi Güçlük çıkartan. İçindeki kil oranı yüksek, Devamını Oku

  • bulaşık: Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak Örnek: Tava indirilir, tepsilere dökülür, tepsiler güneşe konur, yıkanacak bulaşıklar kuyu başına götürülür. M. Ş. Esendal İz, etki, kalıntı Örnek: Daha balayının bulaşığı geçmedi. B. Felek Bulaşmış olan. Devamını Oku

  • kılıç: Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah Örnek: Zırhları biraz paslanmış ve yaldızları bir hayli solmuş eğri kılıçlar asılıydı. A. Ş. Hisar Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası. Devamını Oku

  • Norveç orman kedisi: Norveç’Ten köken alan ve İskandinav yarımadasının yerlisi olan, yüzyıllardır dondurucu soğuk ve vahşi hayvanlarla yaşam mücadelesi vermiş, soğuk iklime sahip bölgelerde yaşamalarına rağmen sıcakkanlı, vücudu oldukça iri yapılı ve kaslı, baş yapısı büyük ve üçgen şeklinde arka bacakları ön bacaklarına göre daha uzun, tüyleri uzun, yumuşak, su geçirmez ve boyun kısmında yoğunlaşarak yele h Devamını Oku

  • sonra: Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı Örnek: Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim. A. İlhan Daha uzak ve ileri bir yerde Örnek: Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık. R. N. Güntekin Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz Örnek: Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim. R. N. Güntekin Yoksa, aksi hâlde. Devamını Oku

  • bozuk: Bozulmuş olan Örnek: Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu. T. Buğra Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ) Örnek: Ağzındaki birkaç bozuk dişten şüphe ettim. R. N. Güntekin Madenî para Örnek: Hiç olmazsa birkaç kuruş bozuk ver! M. Ş. Esendal Kötümser, gergin, huzursuz, karışık Devamını Oku

  • Galler springerspanyeli: İngiltere’Den köken alan, muhtemelen 1300’lü yıllarında Galler’de av köpeği olarak yetiştirilmiş, diğer Spanyel ırklarıyla aynı geçmişe sahip, Springer adı avı saklandığı yerde bulup korkutarak kaçırmasından gelen, orta boy, tüyleri ipeksi, orta uzunlukta, düz veya hafif dalgalı ve göğüs, karın bölgesi, bacaklar ve kuyrukta biraz daha uzun, rengi koyu kızıl ve beyaz parçalı olan, av sırasında Devamını Oku

  • azlık çokluk zarfları: Bir sıfatta, bir zarfta, bir oluş veya kılışta azlık çokluk gösteren, bunları azlık çokluk bakımından pekiştiren ve ne kadar? ne derece? sorularını karşılayan miktar ve derece bildiren zarflar: en, az, çok, eksik, fazla, daha, biraz seyrek vb. çok güzel (yer); en derin (göl); pek çok yürüdü; pek erken kalktı; daha hızlı koşmak; fazla konuşmak; biraz Devamını Oku

  • Braunvieh sığırı: İsviçre Alplerinin en iri yapılı ırkı olan, vücudu uzun ve kaslı, ayak ve bacakları güçlü, çoğunlukla kahve renkli olup açık griden koyu çikolata rengine kadar değişen tonlarda ve sırt bölgesinde daha açık renkli bir hat bulunan, merme ve kuyruk ucu siyah renkli, merme çevresi, karın altı ve memeleri açık renkli, boyun ve omuzları vücudunun diğer Devamını Oku

  • kangurugiller: Memelilerden, sıçrayıcı, keseli hayvanlar familyası. Memeliler (Mammalia) sınıfının, keseli memeliler (Marsupialia) takımmın, iki ön dişliler (Diprotodontia) alt takımından, başları küçük, ön bacakları kısa, art bacakları uzun, kuvvetli ve sıçramaya elverişli, Devamını Oku

  • Sibirya kedisi: Rusya’Nın yerli kedilerinden birisi olan, tüyleri orta-uzun ile uzun arasında, baş bölgesindeki tüyleri daha uzun ve kabarık, soğuk iklimlere dayanıklılık sağlayan ve kışın belirginleşen sık bir alt tüy tabakası bulunan, en popüler rengi kahverengi tekir olan, çikolata tarçın, lila açık kahve, benekli, tek renkli, iki renkli ve üç renkli olmak üzere tüm renklerde olabilen, ırk Devamını Oku

  • süslemek: Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak, bezemek, bezeklemek, donatmak, tezyin etmek Örnek: Yemişçiler dükkânlarını meyvelerle süslüyorlar. S. F. Abasıyanık Söz oyunlarıyla güzelleştirmek Örnek: Söylediğim şeyleri, maalesef bir kısmı da uydurma olan misallerle süsleyerek adamcağızı âdeta ağlamaklı ederdim. R. N. Güntekin Birinin kusurlarını uzun uzun yüzüne vurmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar