disclose to sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte disclose to kelimesinin manası:

  1. bildirmek, söylemek

disclose to ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • pronounce: Telaffuz etmek, söylemek, ilan etmek, duyurmak, bildirmek, ileri sürmek, fikrini söylemek Telaffuz etmek, söylemek Devamını Oku

  • declare: Açıklamak, beyan etmek, ifade vermek, ilan etmek, bildirmek; fikrini belirtmek, deklarasyon yapmak; afişe etmek İlân etmek, beyan etmek, ifade etmek, ortadan söylemek, alenen söylemek Devamını Oku

  • enunciate: Kesinlikle ifade etmek, söylemek, bildirmek, ilan etmek, ileri sürmek, iddia etmek Telaffuz etmek Devamını Oku

  • tell: Ark höyük. Söylemek, nakletmek, hikâye etmek, anlatmak Devamını Oku

  • beyan etmek: Bildirmek, söylemek, ileri sürmek, anlatmak. Devamını Oku

  • told: Tell. Söylemek, demek, anlatmak, emretmek, açığa çıkarmak, bildirmek, haber vermek, ayırt etmek Devamını Oku

  • itiraf etmek: Başkalarınca bilinmesi kendi için sakıncalı görülen bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklamak, söylemek, bildirmek. Devamını Oku

  • affirm: Söylemek, ileri sürmek, iddia etmek, beyan etmek, bildirmek, doğrulamak, onaylamak Demek, söylemek, beyan etmek, iddia etmek Devamını Oku

  • inform: Bilgi vermek, haber vermek, söylemek, bildirmek Şekil vermek, canlandırmak Devamını Oku

  • state 2: İfade etmek, söylemek, bildirmek, beyan etmek; belirtmek.” Devamını Oku

  • passed: Geçmek, geçirmek, aşmak, devretmek, vermek, uzatmak, piyasaya sürmek, pas vermek, açmak (kilit), söylemek, bildirmek, dönüşmek, dinmek, onaylanmak Geçen Devamını Oku

  • observed: [observe] dikkatle bakmak, görmek, gözetlemek, gözlemek, izlemek, incelemek, riayet etmek, uymak, yerine getirmek, kutlamak, farketmek, söylemek, demek, görüşünü bildirmek Gözlenen Devamını Oku

  • buyurmak: Bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek, emretmek Örnek: Ahlak sadece kötülük etmekten çekinmek değildir, başkalarının edecekleri kötülükleri de önlemeye çalışmayı buyurur. N. Ataç Söylemek, demek, düşüncesini bildirmek Örnek: Çok doğru buyuruyorsunuz. F. R. Atay Gelmek, gitmek, geçmek, girmek Örnek: Salona buyurmaz mısınız? M. C. Kuntay Almak Örnek: Buyurunuz kahvenizi! M. E. Yurdakul Etmek, eylemek Örnek: Size karşı derin hürmeti vardı, lütuf buyurur sorarsanız yalnızlığını hissetmez. R. H. Devamını Oku

  • chant: Şarkı, şarkı söyleme; tilavet; nağme; monoton bir melodi; monoton ses tonu; şarkı söylemek; şarkı söyleyerek kutlamak; tilâvetle okumak İlahi söylemek; monoton bir sesle söylemek; şarkı söylemek; terane tutturmak; tekrarlayıp durmak Devamını Oku

  • enunciating: [enunciate] kesinlikle ifade etmek, söylemek, bildirmek, ilan etmek, ileri sürmek, iddia etmek Telaffuz ederek Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar