distorter sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte distorter kelimesinin manası:

  1. Yamultan, bozan, büken, şŸeklini bozan, deforme eden; yanlışŸ sunan, yanlışŸ takdim eden, yanlışŸ bilgi veren

distorter ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • usdışıcılık: Yaşamada ve bilgilerde usdışı öğelere tek yanlı olarak ağırlık veren görüş. // Şu türleri vardır: 1- (Bilgi öğretisinde) Görü, sezgi, sevgi, duygu ve içgüdüleri bilginin kaynağı sayan görüş. 2- (Fizikötesinde) Usdışı bir evren temelinin bulunduğunu kabul eden görüşlere verilen ad. . Devamını Oku

  • sunmak: Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye bir şeyi vermek, yollamak, göndermek, takdim etmek Örnek: Bu küçük hadiseyi devlet adamlarımıza bir müşahede olarak sunuyorum. B. Felek Tanıtmak, bilgi vermek amacıyla çeşitli yöntemler kullanarak bir konuyu dinleyenlere aktarmak. Devamını Oku

  • sunucu: Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse, takdimci, anonsör. Sanatçıları ve gösterileri seyirciye tanıtan görevli. . Devamını Oku

  • inspiring: Motive eden, canlandıran, can veren, ruh veren, coşŸturan; cesaretlendiren, yüreklendiren; provoke eden, tahrik eden, teşŸvik den; nefes aldıran, soluk aldıran Devamını Oku

  • zehir: Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem Örnek: Evvela bir yumruk vurdu sersemledim, sonra ağzıma bilmediğim bir zehir tıktı, işte bu zehirle bayıldım. F. R. Atay Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı Örnek: Dünya ile küsmüş, içi zehir dolu olarak yaşamıştı bütün gençliğini. N. Cumalı Hücrelere ve yaşayan dokulara kimyasal ya da biyokimyasal nitelikte Devamını Oku

  • müşir: Mareşal Örnek: Sakarya zaferi ile gazi ve müşir Mustafa Kemal Paşa tam otoritesini elde etmiştir. F. R. Atay Yazı ile bildiren, haber veren. Taşıtlarda motorun ısı durumunu göstergeye yansıtan araç. Devamını Oku

  • müşir: Mareşal Örnek: Sakarya zaferi ile gazi ve müşir Mustafa Kemal Paşa tam otoritesini elde etmiştir. F. R. Atay Yazı ile bildiren, haber veren. Taşıtlarda motorun ısı durumunu göstergeye yansıtan araç. Devamını Oku

  • misinform: Yanlış bilgi vermek, yanlış anlatmak Yanlış bilgi vermek Devamını Oku

  • present 3: Sunmak, takdim etmek: present a petition dilekçe sunmak. takdim etmek, tanıtmak: He presented me to the queen. Beni kraliçeye takdim etti. göstermek, sergilemek, teşŸhir etmek. bildirmek, sunmak. Devamını Oku

  • edifier: Aydınlatan, bilgi veren, öğŸreten, bilgi edindiren, eğŸiten, bilgilendiren Devamını Oku

  • presentable: Takdim olunabilir, sunulabilir Düzgün görünüşlü. Devamını Oku

  • haber: Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık Örnek: Çırağın bir şeyden haberi yok. M. Ş. Esendal İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi. Bilgi. Devamını Oku

  • cürüm: Suç. Yanlışlık, kusur veya hata Örnek: Onun çalışmasını bozan, hassasiyetini körleten her şey cürümdür. H. Taner Bk. ağır suç Devamını Oku

  • kılıf proteinler: Kromozomlara esas şeklini veren asidik karakterdeki proteinler. Devamını Oku

  • tanıtılmak: Tanıtma işine konu olmak, takdim edilmek Örnek: Ona tanıtılmak için bebekler lokantaya kadar iniyorlar, takdim olunuyorlar. M. Ş. Esendal Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar