doğuştan suçlu sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte doğuştan suçlu kelimesinin manası:

  1. (Lombroso) Dirimbilimsel yapısı dolayısıyla kaçınılmaz bir biçimde suç işlemeye yazgılı olduğu ileri sürülen kişi.

doğuştan suçlu ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ekinsel döngüler kuramı: Tarihsel ve ekinsel gelişme sürecinin yinelenmesinin kaçınılmaz olduğunu ileri süren, dolayısıyla gelişmeyi, ilerlemeyi yadsıyan kuram. Devamını Oku

  • doğuştan sağırlık: Doğum öncesi nedenlerden ileri gelen sağırlık. Duyu yeteneğinin doğuştan azlığı veya tamamen yokluğu. Genellikle koklea kanalının dejenerasyonu sonucu biçimlenir, kedi ve köpeklerde görülür. Devamını Oku

  • doğuştan ideler: İnsan usunda baştan beri yerleşik olan ideler ve kavramlar; a. Bütün insanlarda ortak olan kavram ve ideler, b. Duyulur deneyle kazanılmayan ya da temellendirilemeyen ideler ve kavramlar (ör. matematiksel kavramlar). (Descartes’da) Deneyden edinilmemiş olan, ruhumuzda önceden yerleşik olarak bulunan düşünceler ya da tasarımlar (ör. Tanrı düşüncesi). Descartes’a göre bilinç olayları ve bilginin önsel biçimleri doğuştandır; Devamını Oku

  • ürünlerin anında doğuş kuramı: İskoç bilgini Andrew Lang’ın ileri sürdüğü kimi halkbilim ürünlerinin tarihsel bir gelişim ya da kültürel etkileşim olmadan bağımsız bir biçimde ve ansızın doğabileceklerini öngören görüş. Devamını Oku

  • ağır suça girişme: Bir kişinin, işlemeyi amaç edindiği bir ağır suçu işlemeye başlayıp da onu tamamlamak için gerekli bulunan yürütme davranışlarını, elinde olmayan engeller dolayısıyle tamamlayamaması ya da yürütme davranışlarını tamamladığı halde ağır suçun kimi engeller yüzünden ortaya çıkmaması. Devamını Oku

  • uğultu: Gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi Örnek: İçeride müphem, karışık bir uğultu var. F. R. Atay Bağlı olduğu yükseltecin topraklama sorununa bağlı olarak, gitar manyetikleri manyetik bir alandan etkilendiğinde veya tekli manyetikler kullanıldığında daha belirgin olan, ses sinyalinin verilmediği anda hoparlörden gelen uğultu. Devamını Oku

  • suçlandırmak: Suçlu olduğuna karar vermek, suçlu olduğunu ileri sürmek Örnek: Ama onu hiç kimse suçlandıramaz. Y. Z. Ortaç Devamını Oku

  • potansiyel suçlu: Suçlu olduğu varsayılan veya tahmin edilen kimse. Devamını Oku

  • belirlenimcilik: Her olayın başka olayların gerekli ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ileri süren öğreti, gerekircilik, determinizm. Devamını Oku

  • varoluşçu etik: Bilimsel ve nesnel düşüncenin ifade ettiği nedenselliğin bir yanılsama olduğunu göstermeyi ve insanlara unuttukları özgürlük duygusunu anımsatmayı hedefleyen, ayrıca insanın kendi yaşamına ilişkin kararlarda mutlak bir özgürlük içinde olduğunu ileri süren görüş, egzistansiyalist etik. Devamını Oku

  • doğuştan: Kişinin doğduğu andan beri var olan, öğrenilmiş şeylerin sonucu olmayarak, doğuşla birlikte gelen, fıtri Örnek: Duygularımızı biz doğuştan mı getiririz sanırsınız? N. Ataç Yaradılıştan Örnek: İnsan doğuştan medenidir, cemiyet içinde yaşamak için yaratılmıştır. R. N. Güntekin Kalıtsal olmayan ve doğuşta meydana gelen fizyolojik ve morfolojik bozukluklar. Devamını Oku

  • gerekircilik: Belirlenimcilik. Fiziksel ya da ruhsal bütün olayların kendilerinden önceki olayların etki ve baskısı altında ortaya çıktıklarını ileri süren bir görüş. Devamını Oku

  • doğuştan alakrima: Doğuştan gözyaşı salgısının yetersizliği veya yokluğuyla belirgin seyrek olarak küçük cüsseli köpek ırklarında görülen bir bozukluk. Devamını Oku

  • doğuştan anevrizma: Damarların doğuştan kese biçiminde genişlemesi. Özellikle, ana atardamarda ve arteria pulmonalis’te biçimlenir. Devamını Oku

  • doğuştan katarakt: Göz merceğinin doğuştan bulanıklığı. Gözde diğer yapılış bozukluklarıyla birlikte Holstein-Friesian ve Jersey ırkı sığırlarda kalıtsal bir özellik olmasının yanı sıra, sığır viral diyare virüsünün yol açtığı dölüt enfeksiyonlarında da biçimlenir. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar