donanma sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte donanma kelimesinin manası:

  1. Belli bir amaçla kullanılan gemilerin bütünü.
  2. Bayramlarda, sevinçli günlerde bayrak, ışık kullanıp fişek yakarak yapılan şenlik, donanma gecesi
    Örnek: Onun bu donanma gecesine katılışının bir tek sebebi var. Y. Z. Ortaç
  3. Bir devletin deniz kuvvetleri
    Örnek: Donanmanın topları ormanın üzerine nefes aldırmaksızın ateş döküyor. A. İlhan
  4. Donanmak işi.
  5. Osmanlı şenliklerinin üçüncü bölümü olan gece eğlenceleri; bu eğlencelerde kandillerle çeşitli oyunlar yapılır, yüzlerce çeşit fişekle gösteriler düzenlenirdi.

donanma ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • donanma gecesi: Donanma. Devamını Oku

  • ince donanma: Hafif gemilerden kurulmuş donanma. Hafif savaş gemilerinden oluşan deniz gücü. Devamını Oku

  • stadyum: Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan Örnek: Bir gün stadyuma gittiğim zaman gençlik pek heyecanlı gösteriler yapmıştı. F. R. Atay Devre, safha, evre. Devamını Oku

  • mayıs oyunları: Kaynağı dinsel bolluk törenleri olan gösteriler. Bunlara “Hasat oyunları”, “Güz Dönümü Oyunları” da denir. Devamını Oku

  • mayıs oyunu: Dinsel bolluk törenlerinden kaynaklanan gösteriler. Bunlara hasat oyunları, güz dönümü oyunları da denir. Devamını Oku

  • su oyunları: 1 – Latin tiyatrosunda içi su dolu bir alan içinde yapılan su üstü gösterileri. Bu gösteriler sonradan Tiber ırmağında yapılmıştır. 2 – Barok çağda Avrupa saraylarının bahçelerindeki büyük havuzlarda düzenlenen gösteriler. 3 – Osmanlı şenliklerinde, deniz üstündeki sallarda, çektirilerde, kayıklarda, su üstünde ve altında yüzen canavarlar ile yapılan gösteriler. Devamını Oku

  • bağdaşmak: Anlaşmak, uzlaşmak, uymak, imtizaç etmek Örnek: Gerçekle bağdaşmayan ihtiraslar, insanın duygusunu hüzünden tedirginliğe, hatta tiksintiye kadar zorluyor. T. Buğra Çocuk oyunlarında arkadaş olmak. Bağdaş kurup oturmak Örnek: İçerde, peykelere bağdaşmış, sarıkları kirli, sakalları seyrek, kara Devamını Oku

  • müsamerat: (Müsamere. C.) Müsamereler, gece eğlenceleri. Devamını Oku

  • canlandırıcı: Canlılık veren, canlılık kazandıran şey. Bir canlı resim veya şema filmi için hareketliliği sağlayan tek tek resimleri yapan sanatçı. Devamını Oku

  • gecelik: Yatakta giyilen giysi, gömlek Örnek: Sabahleyin giyinmem, gecelikle dolaşırım. B. Felek Bir gece için ödenen ücret. Geceye özgü olan, gece kullanılan. Devamını Oku

  • yanardöner: Kıpırdadıkça çeşitli renklerde parlayan (kumaş, deri vb.), janjan, şanjan. Daldan dala atlanan, konudan konuya geçilen Örnek: Asıl tadına doyamadığı, abla kardeş ürettikleri yanardöner o gece söyleşileri. A. İlhan Çabuk fikir ve yön değiştiren Devamını Oku

  • rakkase: Raksı meslek edinmiş kadın Örnek: Çeşitli gösteriler arasında bir rakkase vardı. T. Buğra Kadın dansçı. Devamını Oku

  • cambaz: Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat Örnek: Önüne getirilen ata bir cambaz çevikliğiyle atladı. Ö. Seyfettin At alıp satan veya yetiştiren kimse Örnek: Bitişik komşumuz cambaz İbrahim -bizde at alıp satanlara cambaz derler- hacca gitti, geldi. M. Ş. Esendal Usta, becerikli kimse. Devamını Oku

  • donatmak: Birinin giyimini sağlamak. Süslemek Örnek: Bütün bahçeyi, donanma gecelerinde olduğu gibi, fenerlerle, renkli fanuslarla donatmışlar; bayraklar asmışlar. S. M. Alus Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak, teçhiz etmek Örnek: Türk askerini donatmak Devamını Oku

  • festival: Dönemi, yapıldığı çevre, katılanların sayısı veya niteliği programla belirtilen ve özel önemi olan sanat gösterisi. Belli bir sanat dalında oyun ve filmlerin sunulması ve gösterilmesi sonunda ödül, derece verilmesi biçiminde Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar