el tazelemek sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte el tazelemek kelimesinin manası:

  1. Bir işte yorulan kimse yerine başka birini getirmek.

el tazelemek ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ifa: Bir işi yapma, yerine getirme. Ödeme. Devamını Oku

  • get someone where one wants him: Birini istediğŸi konuma getirmek, birini – konumuna getirmek Devamını Oku

  • karşılayıcı: Gelen birini karşılamaya çıkan kimse. Önleyen. Devamını Oku

  • tazelemek: Yenisiyle veya tazesiyle değiştirmek Örnek: Barmenle yardımcısı boşalan kadehleri tazeliyorlardı. Ç. Altan Bazı yiyecekleri, bayatlamışken kaynatıp taze duruma getirmek. Bir işi bir daha yapmak, tekrarlamak Örnek: Hoca bir kere daha tazeleyince harıl harıl yazmaya koyuldu. Devamını Oku

  • oruç tutmak: Oruç ibadetini yerine getirmek. Oruç ibadetini yerine getirmek: “Bütün sene cumadan gayri günlerde oruç tutarım.” -R. N. Güntekin. Devamını Oku

  • put s.o. through the wringer: Dili anasından emdiğŸi sütü burnundan getirmek, birine güçlük/sıkıntı çektirmek; birinin imanını gevretmek; birini cendereye sokmak/koymak, birini çok sıkışŸtırmak.” Devamını Oku

  • buyruku altına girmek: Bir kimse başka bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. Devamını Oku

  • ensesinde boza pişirmek: Birini çok üzmek, tedirgin etmek. 1) ısıtmak, kızgın duruma getirmek: “Güneş, bütün gün enselerinde boza pişirmiş, vücutlarının teri mintanlarının üstüne çıkmıştı.” -H. Taner. 2) birini çok üzmek, tedirgin etmek: “İhtiyarlık Devamını Oku

  • mıhlamak: Mıhla tutturmak, çakmak, çivilemek. Birini silahla yaralamak veya öldürmek. Devamını Oku

  • eda: Davranış, tavır Örnek: Alaycı bir eda ile soruyorum. R. H. Karay Naz, işve Örnek: Giyimi kuşamı tepeden tırnağa Paris modası ya, nazı edası hiç aşağı kalmıyor ki! A. İlhan Anlatış biçimi, tarzı Örnek: Sonra birdenbire sözlerinin konferans edasını değiştirerek bana sordu. Ö. Seyfettin Verme, ödeme, yerine getirme. Devamını Oku

  • robot: Belirli bir işi yerine getirmek için manyetizma ile kendisine çeşitli işler yaptırılabilen otomatik araç. Başkasının buyruğu ile iş yapan, kendi akıl ve iradesini kullanmayan kimse. Devamını Oku

  • hacı: Din buyruklarını yerine getirmek için hacca gitmiş Müslüman. Kudüs, Efes vb. kutsal bir yeri ziyaret etmiş olan Hristiyan. Devamını Oku

  • el çırpmak: 1) alkışlamak, tempo tutmak: “Bir köylü oturduğu yerde cura çalıyor, birkaç delikanlı etrafında el çırparak ayak vurarak türkü söylüyorlardı.” -R. N. Güntekin. 2) birini çağırmak için ellerini birbirine vurmak. Devamını Oku

  • övgücü: Birini veya bir şeyi öven kimse. Birini gereği yokken veya aşırı olarak öven kimse. Devamını Oku

  • jar on someone: Birini delirtmek, birini çıldırtmak, birini çok sinirlendirmek, birini deli etmek Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar