epey sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte epey kelimesinin manası:

  1. Az denmeyecek kadar, oldukça, hayli, epeyi, epeyce, epeyice
    Örnek: Epey yürüdü ve üç sokak daha değiştirdi. T. Buğra

epey ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • pretty: Güzel, hoş, sevimli, latif İyi, âlâ Devamını Oku

  • oldukça: Yetecek kadar, epey, hayli Örnek: Geceyi oldukça rahat geçireceğinizi ümit ederim. R. H. Karay Devamını Oku

  • a good: Epey, epeyi, bir hayli; birçok: He was there a good while. Orada epey kaldı. A good many of the camellias were in bloom. Birçok kamelya çiçek açmışŸtı. en az: They waited a good ten minutes. En az on dakika beklediler. ” Devamını Oku

  • hayli: Epey, oldukça çok Örnek: Akşamları Zeyno, çeşme başında hayli zor bir duruma düşüyordu. H. E. Adıvar Oldukça. Devamını Oku

  • epeyice: Epey Örnek: Epeyice huysuz ve öfkeli adam olmakla beraber herifin bu tavrına pek o kadar kızmadı. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • bir hayli: Epey, çok, hayli. Oldukça. Devamını Oku

  • fairly: Güzelce, dürüstçe, epeyce, safça, uygunca, uygun bir şŸekilde, adilane, tarafsızca, açıkça, adeta, harfi harfine, tam olarak, temiz, büsbütün, oldukça, epey, dosdoğŸru Devamını Oku

  • epeyce: Epey Örnek: Uyandığım zaman güneşi epeyce yükselmiş buldum. R. H. Karay Devamını Oku

  • pretty difficult: Epey zor, hayli güç. Devamını Oku

  • a fair sum: Bir hayli, epeyce miktar Devamını Oku

  • quite: Tamamen, tam olarak, bütünüyle, iyice, oldukça, epey, bayağı, su katılmadık, pek, gerçekten, büsbütün, elbette Tamamen, bütün bütün, her yönüyle, gerçekten, hakikaten Devamını Oku

  • birçok: Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit Örnek: Bu satırları, birçok mektuba biraz cevap olsun diye yazıyorum. H. E. Adıvar Devamını Oku

  • sıkıntılı: Sıkıntısı olan Örnek: Ağrılar kesilmeyince çok sıkıntılı vaziyete düştüm. R. N. Güntekin Sıkıntı veren, kasvetli, meşakkatli, mukassi Örnek: Son birkaç yılındaki oldukça sıkıntılı durumu bir yana bırakılacak olursa, maddi bakımdan rahat, ortanın epey üstünde bir hayatı olmuştur. A. Ş. Hisar Devamını Oku

  • some: Cisim: chromosome. -ci, -ce: quarrelsome. Devamını Oku

  • nispeten: Göre, kıyaslayarak, oranla Örnek: Böylece hem kızı almaya taksiyle gelmiş olacak hem de taksiye nispeten daha az para ödemiş olacaktı. Ç. Altan Bir dereceye kadar, oldukça. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar