extricated sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte extricated kelimesinin manası:

  1. [extricate] serbest bırakmak, salıvermek, çıkarmak, kurtarmak, zor durumdan çıkarmak, açığa çıkarmak [kim.], ayrıştırmak
  2. KurtarmışŸ

Sponsorlu Bağlantılar

extricated ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • extricate: Kurtarmak, çıkarmak,açmak, ayırmak Serbest bırakmak, salıvermek, çıkarmak, kurtarmak, zor durumdan çıkarmak, açığa çıkarmak [kim.], ayrıştırmak Devamını Oku

  • disenthrall: Serbest bırakmak, azat etmek, kurtarmak. Serbest bırakmak, kölelikten kurtarmak, salmak, özgürleşŸtirmek, özgür kılmak, özgürlük vermek (disenthral olarak da yazılır) Devamını Oku

  • liberate: Serbest bırakmak, azat etmek, salıvermek Kurtarmak Devamını Oku

  • release: Serbest bırakmak, salıvermek, koyvermek, salmak, muaf tutmak, affetmek, gösterime sokmak, yayın izni vermek, bırakmak, feragat etmek, ipoteğini çözmek, gevşetmek, deklanşöre basmak Tahliye etmek, terk ve feragat etmek Devamını Oku

  • free: Serbest bırakmak, salıvermek, tahliye etmek, kurtarmak, muaf tutmak Azat etmek, serbest bırakmak, çözmek Devamını Oku

  • deliver: Tevdi etmek, teslim etmek, bırakmak, vermek Kurtarmak, serbest bırakmak Devamını Oku

  • loose: Serbest bırakmak, salıvermek, ateşlemek, atmak, ateş etmek Gevşek, sıkı ve bağlı olmayan, başıboş Devamını Oku

  • saved him the trouble: Onu beladan kurtarmışŸ, sinir bozucu bir durumdan onu kurtarmışŸ, can sıkıcı bir durumdan kaçınmasına yardım etmişŸ Devamını Oku

  • enfranchise: Kabul etmek (üyeliğe vb.), hak tanımak, oy hakkı vermek, azat etmek, serbest bırakmak, sorumluluktan kurtarmak İmtiyaz vermek, ayrıcalık tanımak Devamını Oku

  • disentangle: Serbest bırakmak, çıkarmak, dolaşmış bir şeyi çözmek Salıvermek Devamını Oku

  • açmak: Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek Örnek: Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı. S. F. Abasıyanık Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak Örnek: Örtüyü açmaya mecburum. R. H. Karay Engeli kaldırmak. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş Devamını Oku

  • disengage: İlgisini kesmek, bağlantısını kesmek, affetmek, salıvermek, serbest bırakmak Düşman kuvvetlerinden uzaklaşmak Devamını Oku

  • bail out: Kefaletle serbest bırakmak, kefaletle kurtarmak, kefaletini ödeyip kurtarmak, kurtarmak, paraşütle atlamak Devamını Oku

  • releasing: [release] serbest bırakmak, salıvermek, koyvermek, salmak, muaf tutmak, affetmek, gösterime sokmak, yayın izni vermek, bırakmak, feragat etmek, ipoteğini çözmek, gevşetmek, deklanşöre basmak Serbest birakan Devamını Oku

  • released: [release] serbest bırakmak, salıvermek, koyvermek, salmak, muaf tutmak, affetmek, gösterime sokmak, yayın izni vermek, bırakmak, feragat etmek, ipoteğini çözmek, gevşetmek, deklanşöre basmak Serbest birakilmis Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar