feodal sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte feodal kelimesinin manası:

  1. Derebeylikle ilgili
    Örnek: Bütün istedikleri, amaçladıkları toplumun yarı feodal düzenini sürdürmekti. N. Cumalı

feodal ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • feodal üretim tarzı: Bk. feodal üretim biçimi Devamını Oku

  • feodal sistem: Derebeyliğe dayanan siyasi, iktisadi ve sosyal sistem. krş. derebeylik Stalin’in tanımladığı beş toplum biçiminden biri olup, üretim araçların üzerindeki mülkiyetin derebeyine ait olduğu feodal mülkiyetle, köylü ve zanaatçının üretim aletlerindeki Devamını Oku

  • feodal şehir: Bk. ortaçağcıl kent Devamını Oku

  • feodal üretim biçimi: Marksist yaklaşımda toprak mülkiyetine ve toprak kölesi emeğine dayanan üretim biçimi. Devamını Oku

  • anacık: Annelere sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz Örnek: Ertesi gün okulun yolunu tutunca yine üniformalarının içinde anacıklarının, babacıklarının görmek istedikleri masum çocuksu hâllerine dönerler. H. Taner Devamını Oku

  • rezalet: Toplumun duygularını inciten olay veya durum, kepazelik, maskaralık, rezillik Örnek: Trafik düzeni rezalettir günden güne. N. Cumalı Devamını Oku

  • ışıldamak: Titrek, parlak bir ışık saçmak, parıldamak Örnek: Kızın yolunu beklerken karardıklarını, gölgelendiklerini, sonra kız gelince sevinçle ışıldadıklarını görmüştü. N. Cumalı Devamını Oku

  • ışıldamak: Titrek, parlak bir ışık saçmak, parıldamak Örnek: Kızın yolunu beklerken karardıklarını, gölgelendiklerini, sonra kız gelince sevinçle ışıldadıklarını görmüştü. N. Cumalı Devamını Oku

  • gitmek: Bir yere doğru yönelmek Örnek: Yol yaptırmaktan maksat, insanların gitmek istedikleri yere, güvenle, rahatça gidip gelmelerini sağlamaktır. N. Cumalı Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Çıkmak, ulaşmak. Devamını Oku

  • dahiliye: Devlet yönetiminde iç işleri Örnek: Dâhiliye nezaretine yazarlar, orası lazım gelen, muameleyi yapar. A. Gündüz Hastanenin iç hastalıklarıyla ilgili bölümü Örnek: Dâhiliye hemşiresi size yardım edecektir. C. Uçuk Vücudun iç hastalıklarıyla ilgili hekimlik kolu. Devamını Oku

  • hafif yollu: Davranışları ile içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına ters düşen (kadın), hafifmeşrep. Üstü kapalı, kısa bir açıklamayla Örnek: Kim bana bu sevdanın sonu çıkmaz olduğunu hafif yollu çıtlatacak olsa, kırılarak karşı çıkıyor, çıtlatana Devamını Oku

  • almak: Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak Örnek: Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Birlikte götürmek. Devamını Oku

  • kimi: Birtakımı, bazısı, kimisi Örnek: Kimi su çeker, kimi sebze ayıklar, kimi yufka açar, çamaşır yıkar… N. Cumalı Bazı (canlı varlıklar için). Tikel niceleyicinin Türkçe’deki bir karşılığı. Devamını Oku

  • sosyal adalet: Toplumun değişik kesimlerinde hayat standardı, gelir düzeyi vb. birtakım ölçülerin fırsat eşitliği çerçevesinde dikkate alınmasıyla sosyal alanda sağlanan denge durumu Örnek: Anayasamız sosyal devlet, sosyal adalet temel ilkelerine dayanıyor. N. Cumalı Devamını Oku

  • ilişik: İliştirilmiş, eklenmiş, bağlanmış, merbut. Bir şeyle ilgili, ilişkin, ait Örnek: Listelere ilişik açıklama, sabaha karşı aldığı bir telgraf kadar şaşırtıcıydı. N. Cumalı İlgi, bağlılık, ilişki, münasebet Örnek: Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir… Anayasa Ek. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar