fursat sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte fursat kelimesinin manası:

  1. Müsait an, elverişli durum, uygun zaman, elden kaçırılmayacak faydalı hal veya vakit. Nöbet.

fursat ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • fevti fursat: Fırsat kaçırma. Fırsatı değerlendirememe. Ele geçen bir imkanı kullanamama. (Osmanlıca’da yazılışı: fevt-i fursat) Devamını Oku

  • favorable: Uygun, müsait, elverişli, münasip Lütufkâr Devamını Oku

  • opportune: Elverişli uygun Tam zamanında olan, vakitli Devamını Oku

  • favorable conditions: Uygun koşŸullar, müsait şŸartlar, avantajlı durumlar, uygun durum, elverişŸli şŸartlar Devamını Oku

  • propitious: Merhametli, bağışlayıcı, elverişli, müsait, uygun, uğurlu, hayırlı Uygun, elverişli, ümitli Devamını Oku

  • optimum: En elverişli, en iyi olan, optimal. Bir organizmanın tam gelişmesi için en uygun bir seri çevre faktörü. Devamını Oku

  • convenient: Uygun, elverişli, münasip, müsait, rahat, kullanışlı Kolay ele geçer, kullanılmaya hazır. Devamını Oku

  • çağ: Zaman dilimi, vakit. Hayatın çocukluk, gençlik vb. dönemlerinden her biri, yaş Örnek: Yazık ki delikanlılık çağını çoktan aşmıştır, şakaklarına kır düşmüştür, ayrıca hastadır. R. H. Karay Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, Devamını Oku

  • opportunity: Fırsat, uygun zaman, elverişli durum. Fırsat, uygun durum, şans Devamını Oku

  • prosperous: Başarılı, yolunda, zengin, refah, kazançlı, uygun, elverişli, şanslı İşi yolunda Devamını Oku

  • occasion: ), (f.) fırsat, münasebet, vesile, elverişli durum Sebep, hal, durum Devamını Oku

  • fesatlık: Zaman dilimi, vakit. Hayatın çocukluk, gençlik vb. dönemlerinden her biri, yaş Örnek: Yazık ki delikanlılık çağını çoktan aşmıştır, şakaklarına kır düşmüştür, ayrıca hastadır. R. H. Karay Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, Devamını Oku

  • fesatlık: Zaman dilimi, vakit. Hayatın çocukluk, gençlik vb. dönemlerinden her biri, yaş Örnek: Yazık ki delikanlılık çağını çoktan aşmıştır, şakaklarına kır düşmüştür, ayrıca hastadır. R. H. Karay Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, Devamını Oku

  • zaman: Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit Örnek: Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım. Ö. Seyfettin Bu sürenin belirli bir parçası, vakit Örnek: Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir. A. İlhan Belirlenmiş olan an. Devamını Oku

  • namüsait: Uygun olmayan, elverişsiz Örnek: Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. Atatürk Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar