gane sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte gane kelimesinin manası:

  1. Bazı sayıların sonlarına eklenerek "lik" halinde sıfatlar yapılır. (Mesela: Cihar-gane: f. Dörtlük.) (Osmanlıca'da yazılışı: gâne)

Sponsorlu Bağlantılar

gane ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • dügane: İki adet, iki tane, ikiz. Çift. (Osmanlıca’da yazılışı: dü-gane) Devamını Oku

  • masdarı calı: (Mec’ul) yapma olan masdar. Arapçada, bazı isim ve sıfatların sonlarına (-iyyet) ilave edilerek yapılır. Mesela: İnsan: İnsaniyyet, Şair: Şairiyyet. Cahil: Cahiliyyet. Merbut: Merbutiyyet gibi.Arapça veya Farsça kelimenin sonuna (-iden) eki getirilerek yapılır. Mesela: Cenk. den, Cengiden: Cenk etmek. Fehm. den, Fehmiden: Anlamak.Taleb. den, Talebiden: istemek. (Osmanlıca’da yazılışı: masdar-ı ca’lî) Devamını Oku

  • sıfatı sübutiye: Cenab-I Hakk’ın sıfatları: Hayat, İlim, Sem’, Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvin sıfatları. Bunlara “Sıfat-ı semaniye” de denir. (Osmanlıca’da yazılışı: sıfât-ı sübutiye) Devamını Oku

  • sıfatı sübutiye: Cenab-I Hakk’ın sıfatları: Hayat, İlim, Sem’, Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvin sıfatları. Bunlara “Sıfat-ı semaniye” de denir. (Osmanlıca’da yazılışı: sıfât-ı sübutiye) Devamını Oku

  • sıfatı selbiye: Cenab-I Hakk’ın vahdaniyet, kıdem, beka, kıyam-ı binefsihi, muhalefetün-lilhavadis gibi sıfatlarıdır. Manalarında nefiy olduğu için “Selbi” denir. Mesela: Vahdaniyet, çokluğun; kıdem, faniliğin nefyi olduğu gibi. (Bak: Sıfat-ı zatiye) (Osmanlıca’da yazılışı: sıfât-ı selbiye) Devamını Oku

  • izafeti maklub: Ters çevrilmiş terkib. Muzaf-un ileyh ile muzafın yer değiştirmesi olup, böylece birleşik isim ve sıfatlar yapılır. Bu terkibler semaidir; işitilmekle öğrenilir, bir kaideye bağlı değildir. Her terkib bu şekle sokulmaz. Mesela: Tab-ı meh: Meh-tab: Ay ışığı. Çeşm-i ahu: Ahu-çeşm: Ceylan gözlü. Nazar-ı haram: Haram-ı nazar… gibi.) (Osmanlıca’da yazılışı: izafet-i maklub) Devamını Oku

  • geh: Kelimenin sonuna eklenerek yer veya zaman ifade eder. (Osmanlıca’da yazılışı: geh (gâh)) Ara sıra. Bazan. (Osmanlıca’da yazılışı: geh(î)) Devamını Oku

  • şedde belirmesi: Arapça bazı sözcüklerin sonlarında sükûn halinde bulunan ünsüzün ünlüyle başlayan bir ek veya bir sözcükle birleşirken ikizleşmesi: His, hissetmek, zan, zannetmek, red, reddetmek, hak, hakketmek, ad, addetmek vb. Devamını Oku

  • binayı mechul: Fiilde failin, öznenin meçhul olması hali. Mesela: “Yazmak” fiilinin bina-yı meçhulü olan “yazıldı” kelimesinde olduğu gibi. Fiilde failin belli olması halinde de “bina-yı malum” denir. “Nuri yazdı” gibi. (Osmanlıca’da yazılışı: bina-yı mechul) Devamını Oku

  • kesirli sayı sıfatları: Nesnelerin sayıca bir parçasını belirten sıfatlar; tam sayıların bir parçasını, kesirli sayıları gösteren sayı sıfatları. beşte bir=1 / 5, onda üç=3 / 10; yüzde yetmiş= 70 / 100, 0.70, % 70 vb. Devamını Oku

  • bicu: ( Custen : Aramak) mastarının emir köküne “bi” eklenerek yapılmıştır. Ara, bul manasında emirdir. (Custen: Aramak) mastarının emir köküne “bi” eklenerek yapılmıştır. Ara, bul mealinde emirdir. (Osmanlıca’da yazılışı: bicû) Devamını Oku

  • sar: Sevindiren, sevinç veren. Yer, mekan bildiren, birleşik kelimeler yapılan bir ek’tir. Bir şeyin kesretle bulunduğunu gösterir. Mesela: Kühsar $ : Çok dağlık yer. Devamını Oku

  • çar: Rus imparatorlarına ve Bulgar krallarına verilen unvan. Rus imparatorlarına verilen san. Devamını Oku

  • erzeli ömr: İhtiyarlığın sonları, bunaklık günleri. (Osmanlıca’da yazılışı: erzel-i ömr) Devamını Oku

  • four and one: Ciharıyek Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar