gulgule sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte gulgule kelimesinin manası:

  1. Gürültü, şamata
    Örnek: Kürekçilerin zincir gürültüleri saz ve hanendenin çıkardığı seslerle birbirine karışır, ortalığı büyük bir gulgule kaplar. S. Birsel

gulgule ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • silsile: Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra Örnek: Trende herkes uyuyor, uzun bir öksürük silsilesi ve bazı iniltilerden başka ses yok. H. E. Adıvar Bilinen en eski atalardan yaşayan torunlara kadar aile sırası Örnek: Kökten, silsileden, anadan, babadan, ecdattan asildi. Ö. Seyfettin Zincir Devamını Oku

  • chainsaw: Bir dairesel (uçları birbirine bağŸlı) zincir üzerindeki dişŸleri ile seyyar elektrikli testere Devamını Oku

  • ortalık: Bulunulan yer, çevre Örnek: Ortalık karanlık, bizi kimse görmez, merak etme. P. Safa İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer Örnek: Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmeden başka çare kalmadı. H. E. Adıvar Yeryüzünün görünen bölümü, çevre, etraf Örnek: Ortalıkta güneş olmadığı, hava yine bulutlu olduğu hâlde, tatlı bir aydınlık vardı. S. F. Abasıyanık Soyut anlamda, yaşanan ortam Örnek: Bu neşe ortalığa sirayet etti. P. Devamını Oku

  • necef taşı: Parlak ve saydam bir çeşit kuvars billuru Örnek: Kabartmaların ortalık yerine de akik ve Necef taşlar serpiştirilmiştir. S. Birsel Devamını Oku

  • şıp şıp: “Şıp” sesi çıkararak. Düşen su damlasının çıkardığı ses Örnek: Onun da gözlerinden şıp şıp, iki damla yaş akar. S. Birsel Devamını Oku

  • bağrış çağrış: Gürültü, şamata. Gürültüyle, şamata ederek Örnek: Tozlu yollardan bağrış çağrış bir çocuk sürüsü geçti. H. Taner Devamını Oku

  • zincir freze makinesi: Birbirine eklenmiş kesici ağızlı baklaları ile delik delen ağaçişleri makinesi. Bk. zincir freze makinesi Devamını Oku

  • iç direnç dönüştürgeci: İç dirençleri birbirine uymayan elektronik aygıtları ya da dalgalık ile almaçları birbirine bağlarken araya takılan ve iç dirençleri birbirine uygun duruma geçiren aygıt. Devamını Oku

  • akik: Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş Örnek: Kabartmaların ortalık yerine de akik ve Necef taşlar serpiştirilmiştir. S. Birsel Kimyasal bileşimi SiO2, sertliği 7 olan , çeşitli renklere sahip değerli bir taş. Devamını Oku

  • tartışmacı: Bir konu ile ilgili ayrı görüşleri savunan kimselerin her biri Örnek: Kamburunu gittikçe daha çıkararak tartışmacıları suspus eder. S. Birsel Devamını Oku

  • ifrit: Doğu masal ve efsanelerinde, kötü ve korkunç cin Örnek: Masalların ifriti gibi birdenbire içimde korkunç bir çehre canlandı. H. C. Yalçın Öfkeli, ortalığı birbirine katan kimse. Devamını Oku

  • pranga: Ağır cezalıların ayaklarına takılan kalın zincir Örnek: Kafile, kelepçe, zincir ve pranga sesleri ile meydanı geçti. F. R. Atay Devamını Oku

  • homurtu: Homurdanma sesi Örnek: Morarmış bulutlar, hortumları su yüklü fil sürüleri gibi, korkunç homurtularla arkamızdan geliyor. Y. Z. Ortaç Ayının çıkardığı ses. Devamını Oku

  • ağız: Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk. Bu boşluğun dudakları çevrelediği bölümü. Devamını Oku

  • sorulu yantümce: Temel tümceye zaman kavramı veren ve “mi” soru ekiyle kurulan yantümce: Yağmur yağdı mı ortalığı bir toprak kokusu kaplar, Bazı adamlar vardır eve geldiler mi, bir müfettiş gibi her tarafı incelerler; Ali’nin bir işi oldu mu hemen bize koşar vb. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar