günbegün sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte günbegün kelimesinin manası:

  1. Günden güne
    Örnek: Günbegün artıyor meşakkat. Âşık Veysel

günbegün ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • günbegün: Günden güne Örnek: Günbegün artıyor meşakkat. Âşık Veysel Devamını Oku

  • günbegün: Günden güne Örnek: Günbegün artıyor meşakkat. Âşık Veysel Devamını Oku

  • from day to day: Günbegün, bir günden diğŸerine kadar, bir ve bir sonraki gün arası Devamını Oku

  • güçlük: Güç olan bir şeyin niteliği, zorluk. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat Örnek: Bir kere güçlük, ev bulmak ve eşya taşımak derdiyle başlar. B. Felek Engel, pürüz Örnek: Güçlüklere bir başına da olsa karşı koyan Devamını Oku

  • gönül meselesi: Aşk yüzünden ortaya çıkan sorun, aşk derdi Örnek: Gönül meselesinde ise ne yapıp bir çare bulmalıydı. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • güzellik: Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik, hüsün Örnek: Güzellik de uçar gider, zenginlik de erir biter. H. Taner Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık. Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey. Devamını Oku

  • dün: Bugünden bir önceki gün Örnek: Dün gece uyuyamadım da biraz başım ağrıyor. P. Safa Geçmiş. Bugünden bir önceki günde. Devamını Oku

  • belenmek: Kundaklanmak Örnek: Çocuk olsam beleklere belensem. Âşık Veysel Bulanmak, bulaşmak, örtülmek Örnek: Ben yere yığılıp kafam kanlara belenince… R. Erduran Devamını Oku

  • yarın: Bugünden sonra gelecek ilk gün Örnek: Yarın paydosu biraz erken çalarız, ödeşiriz. H. Taner Gelecek, ilerideki zaman. Bugünden sonra gelecek ilk günde. Devamını Oku

  • gün günden: Günden güne. Devamını Oku

  • göstermelik: Bir bütünün niteliğini anlatmak için bütünden ayrılıp verilen parça, örnek, numune, mostralık. Gösterişi olan. Devamını Oku

  • süslenmek: Süsleme işine konu olmak Örnek: Her türlü çiçekle kırlar süslenmiş / Yeşil yaprak giyer dumanlı dağlar. Âşık Veysel Kendini süslemek Örnek: O gün yılbaşı olduğu için pek süslenmişti. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • süpürmek: Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek Örnek: Dükkânların önünü çocuklar süpürür. S. F. Abasıyanık Çıkarıp atmak, kovmak Örnek: Yanında binlerce kurbanlık ile / Süpürdü düşmanı, bastı dayağı. Âşık Veysel Tüketmek, bitirmek Örnek: Tatlıya öyle düşkünmüş ki geceleri usulcacık kalkar, tel dolaptaki muhallebiyi, revaniyi, kadayıfı ne bulursa hepsini süpürürmüş. P. Safa Devamını Oku

  • zahmet: Sıkıntı, güçlük, yorgunluk, eziyet, meşakkat Örnek: Yalnız rica ederim, bir an için bir zahmet ve fedakârlık daha yapın. H. F. Ozansoy Devamını Oku

  • döş: Göğüs, bağır Örnek: Bana yastık olsun döşlerin güzel. Âşık Veysel Kaburga altı. Karkasta göğüsün yukarı ve ön kısmındaki kemikli et parçası. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar