haddini aşmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte haddini aşmak kelimesinin manası:

  1. Ölçüyü kaçırmak, aşırı gitmek.
  2. Ölçüyü kaçırmak, aşırı gitmek: “Elverir ki insanı insan eden bu kuvvet, haddini aşmasın ve delilik çapına varmasın.” -N. F. Kısakürek.

haddini aşmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • haddini bildirmek: Sert bir karşılıkla uslandırmak, yola getirmek, cezalandırmak. Devamını Oku

  • yaklaşmak: Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek Örnek: Saat sekiz buçuğa yaklaşıyordu. S. F. Abasıyanık Benzemek, andırmak, uygun olmak. Bir konuyu, bir sorunu Devamını Oku

  • savaşmak: Ordu ölçüsünde iki silahlı kuvvet karşı karşıya gelip çarpışmak, vuruşmak, muharebe etmek. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla mücadeleye girişmek Devamını Oku

  • exceed: Geçmek, aşmak Üstün olmak, başkalarını geçmek Devamını Oku

  • haddini bilmek: Kendi değer ve yeteneğini olduğundan üstün görmemek. Devamını Oku

  • koşmak: Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek Örnek: Biriyle kavga ederken kızışacak olursa hızlı koşmak için pabuçlarını eline alan sokak çocukları gibi… R. N. Güntekin Bir yere ivedilikle gitmek Bir işle çok ilgilenmek, Devamını Oku

  • presumption: Haddini bilmeyiş, haddini aşma, cüret, küstahlık Zan, farz, tahmin Devamını Oku

  • ifrata kaçmak: Çok ileri gitmek, aşırı davranmak. Devamını Oku

  • drive: Elektro gitardan alınan ses sinyalinin yükselteçte oluşan kirlenim seviyesi için belirleyici olan ve kirlenim ile doğru orantılı bir etken. Araba kullanmak, sürmek, önüne katmak, gütmek, saplamak, çakmak, hareket ettirmek, sokmak, Devamını Oku

  • gözden uzaklaşmak: Ayrılıp başka yere gitmek, görünmez olmak. Devamını Oku

  • pabuçsuz kaçmak: Büyük bir telaş ve aceleyle gitmek, zor kurtulmak. Devamını Oku

  • skitter: Hafifçe kayarak veya aceleyle gitmek, suyun yüzünde kayarak gitmek: kaydırmak. Su sıçratarak gitmek, suda sıçrayarak gitmek, sekerek gitmek, sıçramak, ok gibi fırlamak Devamını Oku

  • sarhoşlaşmak: Sarhoş duruma gelmek, sarhoş olmak Örnek: Kına gecesinde hizmet eden ev sahipleri, onlara yardım eden hamarat, becerikli komşular, saz takımından, sarhoşlaşmış davetlilerden daha çok gürültü ediyorlardı. M. Ş. Esendal Devamını Oku

  • açmak: Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek Örnek: Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı. S. F. Abasıyanık Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak Örnek: Örtüyü açmaya mecburum. R. H. Karay Engeli kaldırmak. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş Devamını Oku

  • çarpışmak: Birbirine çarpmak, tokuşmak Vuruşmak, savaşmak Örnek: Karşımıza çıkacak olan kuvvet, kim ve ne olursa olsun, behemehâl çarpışırız ve muvaffak oluruz. Atatürk Birbirine üstün gelmeye çalışmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar