he had to say sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte he had to say kelimesinin manası:

  1. Söylemek zorundaydı, söylemek zorunda kaldı, söylemekten başŸka bir şŸansı yoktu

he had to say ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • he had the cheek to say: Söylemekten çekinmedi, söyleyecek kadar saygısızdı Devamını Oku

  • he had more guts than brains: Cesareti boldu fakat aklı yoktu, çok cesurdu ancak çok akıllı değŸildi Devamını Oku

  • had no descendants: Alt nesli yoktu, çocuk doğŸurmadı, çocukları yoktu Devamını Oku

  • he couldnt help it: Elinde değŸildi, hiçbir seçeneğŸi yoktu, kontrole sahip değŸildi, yapabileceğŸi bir şŸey yoktu (Yazılışı: he couldn’t help it) Devamını Oku

  • she had no business to: Bunların hiçbiri onun işŸi değŸil, bunu yapmaya hakkı yoktu (birşŸey) Devamını Oku

  • was pushed to the wall: Duvara itildi, duvara sıkışŸtırıldı, sırtı duvara verildi, büyük baskı altında kaldı, başŸka şŸansı yoktu, seçeneksiz bırakıldı Devamını Oku

  • had no hope of salvation: Kurtulma ümidi yoktu, tüm ümidini kaybetti Devamını Oku

  • desturun: İğrenç veya ayıp bir söz söylemek zorunda kalındığında “affedersiniz” anlamında kullanılan bir söz. Devamını Oku

  • he had the guts to do it: Yapacak cesareti vardı, yapacak gayrete sahipti, yapacak yürekliliğŸe sahipti Devamını Oku

  • had no way of knowing: Anlamanın bir yolu yoktu, haberdar olamazdı, bilemezdi Devamını Oku

  • yuvarlamak: Bir şeyi bir yerden kaldırmadan ekseni çevresinde döndürerek yürütmek, tekerlemek Örnek: … balta ve küskü ile onu kaldırır, aşağıya yuvarlarız. R. H. Karay Döndürerek tomar yapmak veya yuvarlak duruma getirmek. Hızla düşürmek, devirmek. Devamını Oku

  • need to: Gerekmek, lazım olmak; zorunda olmak, -e mecbur olmak: I need to leave soon. Yakında gitmem gerekiyor. I don´t need to obey his orders. Emirlerine itaat etmek zorunda değŸilim. ” Devamını Oku

  • had no complaints: ŞŸIkayetleri olmadı, olumsuz eleşŸtiri yapmadı, itirazları yoktu, yakınmaları olmadı Devamını Oku

  • takınaklı zorunlu tepki: Kişinin, istenmeyen düşüncelerin yarattığı bunalımların etkisiyle sık sık yinelemek zorunda kaldığı tepki. Devamını Oku

  • söyletmek: Söylemesine yol açmak. Söylemek zorunda bırakmak, itiraf ettirmek Örnek: Öldüreceği, laf söyleteceği adamı diri diri fırına kor, gözünün önünde yakardı. Ö. Seyfettin Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar