hold up as sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte hold up as kelimesinin manası:

  1. Örnek göstermek

hold up as ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ensample: Örnek göstermek, örneklerle açıklamak, örnek yoluyla göstermek Devamını Oku

  • ensample: Örnek göstermek, örneklerle açıklamak, örnek yoluyla göstermek Devamını Oku

  • adduce: Getirmek, göstermek Vermek (örnek), ileri sürmek (kanıt), göstermek (kanıt) Devamını Oku

  • delalet etmek: Yol göstermek. Göstermek, anlatmak, demeye gelmek Örnek: Meğer fazla süs zenginliğe değil, fukaralığa delalet edermiş. A. Haşim Belirtmek Örnek: Halep içinde bahara delalet eden işaret yoktur. R. H. Karay Bk. demeğe gelmek, demek olmak Devamını Oku

  • delalet etmek: Yol göstermek. Göstermek, anlatmak, demeye gelmek Örnek: Meğer fazla süs zenginliğe değil, fukaralığa delalet edermiş. A. Haşim Belirtmek Örnek: Halep içinde bahara delalet eden işaret yoktur. R. H. Karay Bk. demeğe gelmek, demek olmak Devamını Oku

  • exemplify: Örnek olmak, misal teşkil etmek Örnek olarak göstermek, misal göstermek Devamını Oku

  • satmak: Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek Örnek: Geniş arazisini parselleyip sattı. T. Buğra Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak Örnek: Onun yerinde kim olsa bu kadar azamet satardı. P. Safa Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek Örnek: Herhâlde beni de satmasını bilmiş olacaktı ki, hatırlılar masasında ehemmiyetli bir adam gibi karşılandım. R. N. Güntekin Bir Devamını Oku

  • satmak: Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek Örnek: Geniş arazisini parselleyip sattı. T. Buğra Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak Örnek: Onun yerinde kim olsa bu kadar azamet satardı. P. Safa Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek Örnek: Herhâlde beni de satmasını bilmiş olacaktı ki, hatırlılar masasında ehemmiyetli bir adam gibi karşılandım. R. N. Güntekin Bir Devamını Oku

  • başlamak: Bir işe girişmek, harekete geçmek Örnek: Şairliğe on sekiz yaşında gazel ve rubailerle başlamıştı. H. Taner Çalışır, işler, yürür duruma girmek Örnek: Bundan başka, evlenme hayatı da oldukça başarılı başladı. H. E. Adıvar Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak Devamını Oku

  • manifest: Aşikar, gizli olmayan. Belli Manifesto, Devamını Oku

  • instance: Örnek, misal Kere, defa Misal Devamını Oku

  • hold up: Kaldırmak, tutmak, yukarıda tutmak, havaya kaldırmak, göstermek, desteklemek, alıkoymak, geciktirmek, durdurmak, soymak, dayanmak, direnmek, sabit kalmak Gecikme, gecikme nedeni, engel, tıkanıklık, yol kesme, silahlı soygun Devamını Oku

  • çıldırmak: Delirmek, aklını oynatmak Örnek: Kendimi yalnız buluyorum. Kitaplarım olmasa çıldıracağım. Y. K. Karaosmanoğlu Israrla istemek, büyük arzu göstermek Örnek: Eminim, resminizi yapmak için çıldırıyor. H. E. Adıvar Devamını Oku

  • yanaşmak: Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek Örnek: Usulca avluya indim, rafa doğru yanaştım. F. R. Atay Vapur, kayık vb. kıyıya varmak Karışmak, ilgilenmek, istek göstermek Örnek: Ali Mehmet Bey, cihetlere yanaşacak kimselerden değildir. S. M. Devamını Oku

  • eşantiyon: Bir malın niteliğini belirtmek, özelliklerini göstermek amacıyla, o malın parasız verilen veya gönderilen parçası Örnek: Avrupa firmalarından gelen yeni ilaç eşantiyonlarının tariflerini dikkatle okur, not ederdim. R. N. Güntekin Bk. örnek Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar