horizontal bulaşma sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte horizontal bulaşma kelimesinin manası:

  1. Yatay bulaşma.
  2. Bulaşıcı hastalık etkeninin enfekte balıktan diğer bir balığa iletilmesi, yatay geçiş, lateral bulaşma.

horizontal bulaşma ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • infected: Bulaştırmak, enfekte etmek, bozmak, aşılamak Enfekte olmuşŸ, enfekte, bulaşŸmışŸ, hastalığŸa neden olan mikroplardan veya hastalıktan etkilenmişŸ; bozulmuşŸ, lekelenmişŸ, kusurlanmışŸ; etkilenmişŸ Devamını Oku

  • bulaşma: Bulaşmak işi. Bir mikrobun, hastalığın ya da bir bakteri veya virüsün diğer bir canlıya dağılması. Kontaminasyon. Devamını Oku

  • yatay bulaşma: Enfeksiyöz etkenlerin bir canlıdan diğerine temas, hava, canlı ve cansız aracılarla bulaştırılması veya taşınması, horizontal bulaşma. Devamını Oku

  • bulaşıcı: Birinden başkasına geçen, bulaşan, sâri. İnsanlar veya hayvanlar arasında taşınabilen hastalıklar için kullanılan terim. Devamını Oku

  • lateral bulaşma: Horizontal bulaşma Devamını Oku

  • domuzların bulaşıcı gastroenteritisi: Oldukça bulaşıcı, kusma, ishal, dehidrasyon, bağırsak mukozasında incelme ve villöz atrofiyle belirgin, özellikle çok küçük yaştaki domuzlarda yüksek ölüm oranıyla seyreden viral bir hastalık, bulaşıcı gastroenteritis. Devamını Oku

  • iyatrojenik bulaşma: Enfeksiyöz etkenlerin hekim, sağlık personeli veya ekipmanları aracılığıyla bulaştırılması. Devamını Oku

  • prion: Nükleik asit içermemesine rağmen teorik olarak hücreleri enfekte ederek çoğalma yeteneğine sahip olan, bağışıklık cevabına sebep olmayan, nükleaz, mor ötesi ve iyonize ışınlara dirençli küçük bulaşıcı protein, bulaşıcı protein etkeni, bulaşıcı protein parçacığı. İnsanlarda ve hayvanlarda skrapi, kuru, deli inek hastalığı, Crutzfeldt-Jacop adı verilen prion hastalıkları adı verilen hastalıklara sebep olurlar. Devamını Oku

  • bulaşkan: Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan. Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan. Devamını Oku

  • sığırların bulaşıcı rinotrakeitisi: Sığırların üst solunum yolları, trahea ve konjunktivada yangısal lezyonlarla belirgin, sığır herpesvirüs Tip-I tarafından oluşturulan, akut ve bulaşıcı bir hastalığı, enfeksiyöz sığır rinotrakeitisi, İBR, kırmızı burun hastalığı, koyital ekzantem, koyital vezikular egzantem. Devamını Oku

  • bulaşıcı ektima: Koyun ve keçilerin dil, diş eti, damak, dudak, meme, yüz ve ayaklarda, seyrek olarak yemek borusu ve ön midelerde üremeli değişimler, dikensi tabakadaki epitel hücrelerinde sitoplazmik inklüzyonlarla belirgin, insanlara da bulaşabilen Poxviridae ailesinde yer alan parapoksvirüsün neden olduğu bir hastalığı, bulaşıcı püstüler dermatitis, enfeksiyöz dudak dermatitisi, orf, kabuklu ağız, kontagiyöz ektima. Devamını Oku

  • iatrogenik bulaşma: Hekim tarafından yapılacak bir hata sonucu hastalık yapıcı etkenlerin vücuda girmesi. Devamını Oku

  • bulaşık gemi: Tayfalarında veya yolcuları arasında bulaşıcı hastalık bulunan gemi. Devamını Oku

  • bulaşıcı hastalık: Mikrop yolu ile yayılan hastalık. Enfeksiyöz bir etken veya onun ürünlerinin konak vücudunda bulunmasından dolayı normal fonksiyonlarını yerine getirememesi sonucu konakçının sağlık durumunda meydana gelen değişiklik, enfeksiyöz hastalık, kontagiyöz hastalık. Devamını Oku

  • bulaşık: Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak Örnek: Tava indirilir, tepsilere dökülür, tepsiler güneşe konur, yıkanacak bulaşıklar kuyu başına götürülür. M. Ş. Esendal İz, etki, kalıntı Örnek: Daha balayının bulaşığı geçmedi. B. Felek Bulaşmış olan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar