how late are you open on weekdays sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte how late are you open on weekdays kelimesinin manası:

  1. Hafta içi kaça kadar açıksınız

how late are you open on weekdays ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • how late are you open on weekends: Hafta sonu kaça kadar açıksınız Devamını Oku

  • weekdays: Hafta içi, hafta içi günleri, hafta günleri, haftanın çalışŸma günleri (Pazartesi’nden Cuma’ya kadar); hafta içi günlerde, haftanın çalışŸılan günlerinde Devamını Oku

  • weekender: Hafta sonu tatile giden kimse, hafta sonunu tatilcisi Devamını Oku

  • weekend: Hafta sonu. Hafta sonunu geçirmek Devamını Oku

  • etlik piliç besisi: Et tipi günlük civcivlerin özel rasyonlarla 5-6 hafta süreyle veya belirli bir canlı ağırlığa ulaşıncaya kadar beslenmeleri işlemi, broyler besisi. Devamını Oku

  • inatlaşmak: Karşılıklı inat etmek. İnat etmek Örnek: Soğukluğu kırmak için bir hafta, bazen iki hafta inatlaşacaktın… Ç. Altan Devamını Oku

  • weekday: Hafta arasındaki gün, iş günü. İş günü, çalışma günü, hafta içi gün Devamını Oku

  • on a weekday: Hafta arasında/içinde, hafta arasında/içinde bir gün: Let´s meet on a weekday. Hafta içinde buluşŸalım. Devamını Oku

  • aşım zamanında besleme: Özellikle damızlık dişi koyunlarda uygulanan, koç katımından 3 hafta önce ve koç katımından 2 hafta sonrayı içine alan ve günde 0. 2 – 0. 5 kilogram düzeyinde enerjice zengin (arpa, mısır, yulaf) yemler vererek kızgınlıklarını hızlandırmak, ovulasyon oranlarını ve döl verimini artırmaya yönelik bir uygulama, koç katımı yemlemesi, flaşing. Devamını Oku

  • fortnight: İki hafta, on beş gün. İki hafta, onbeş gün Devamını Oku

  • bekleme süresi: Evliliği sona ermiş kadının yeniden evlenebilmesi için aradan geçmesi gereken süre. Görüşme kararının alınması ile görüşmenin yapıldığı ana kadar geçen süre. Devamını Oku

  • are there special weekend rates: Özel hafta sonu tarifeleriniz var mı Devamını Oku

  • how long are you going to stay here: Ne kadar kalacaksınız Devamını Oku

  • so: Böyle, şöyle, öyle, bu suretle Bu kadar Devamını Oku

  • use 1: Kullanmak: He used the money to buy a new car. Parayı yeni bir otomobil almak için kullandı. tüketmek, kullanmak: We used two bars of soap last week. Geçen hafta iki kalıp sabun tükettik. (birini) kullanmak, sömürmek, istismar etmek: They used her for their own ends. Onu kendi amaçlarına ulaşŸmak için kullandılar. davranmak: He uses people Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar