iç etmek sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte iç etmek kelimesinin manası:

  1. Eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeyerek kendine mal etmek
    Örnek: Hem parayı iç et, üstüne bir de söv, ha? O. Hançerlioğlu

iç etmek ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • yatırmak: Bir kimsenin bir yere yatmasını sağlamak Örnek: Çocuğu bir kenara yatırdım ve kadını omuzlarından tutup bir taşa dayadım. Y. K. Karaosmanoğlu Uyutmak Örnek: Gece beni en üst katta bir odada yatırdılar. Ö. Seyfettin Eğmek, yatık duruma getirmek. Devamını Oku

  • hak etmek: Bir emek karşılığı hakkı olan şeyi elde etmek, hak kazanmak Örnek: Mutlu, başarılı, kendine güvenmeyi hak etmiş birisi. T. Buğra Layık olduğu kötü karşılığı almak. Bir başarı dolayısıyla ödüllendirilmek. Devamını Oku

  • gelberi etmek: Aşırmak, çalmak, kendine mal etmek. Devamını Oku

  • cebine indirmek: Hakkı olmadığı hâlde parayı kendine mal etmek. Devamını Oku

  • işaret etmek: Bir şeyi, bir durumu el, yüz hareketleriyle anlatmak, göstermek Örnek: Annem eliyle, yüzüyle ne biçim işaret etti babama bilmiyorum ama, hiç ses çıkarmadılar. S. F. Abasıyanık Belirtmek Örnek: Ben, yalnız bir noktaya işaret etmekle iktifa edeceğim. Atatürk Devamını Oku

  • refakat etmek: Beraberinde gitmek, arkadaşlık etmek, eşlik etmek Eşlik etmek Örnek: Sabih Hüsnü, kemanla bana refakat etti. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • babalık etmek: Baba gibi davranmak Örnek: Ben üç çocuğa babalık etmiş, iki kız evlendirmiş, bir oğlan okutmuşum. T. Buğra İyilik etmek, büyüklük etmek Örnek: Bana bir babalık et, bir işe koy. E. Bener Devamını Oku

  • eşlik etmek: Bir solist, bir çalgı veya orkestra ile birlikte müzik icra etmek, refakat etmek. Beraberinde gitmek, arkadaşlık etmek, refakat etmek. Devamını Oku

  • ağız birliği etmek: Bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşmak, söz birliği etmek. Devamını Oku

  • sözbirliği etmek: Aynı şeyleri söylemeyi ya da yapmayı kararlaştırmak, ağızbirliği etmek. Devamını Oku

  • iştirak etmek: Katılmak Örnek: Mediha kendinin iştirak etmediği herhangi bir davranışa düşmandır. H. E. Adıvar Ortak olmak. Devamını Oku

  • yok etmek: Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak, ifna etmek, izale etmek Örnek: Kurtulmak için ya yok olmalı ya yok etmeli. A. İlhan Devamını Oku

  • belirmek: Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek Örnek: Karanlıkların ardından birçok adamlar belirerek acayip birtakım eşyalar taşıyor. R. H. Karay Bir düşünce veya durum için, kesin bir biçim almak, tebellür etmek Örnek: Kafasında günden güne çeşitli düşünceler, çeşitli kaygılar beliriyordu. O. Hançerlioğlu İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek Örnek: O kibar cemiyete nasıl bir elbise ile Devamını Oku

  • sohbet etmek: Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirmek, söyleşide bulunmak, yarenlik etmek, hasbihâl etmek Örnek: Sofra başında sohbet etmeyi sever… A. Ş. Hisar Devamını Oku

  • değiş etmek: Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Hlk. bir şey verip yerine başka bir şey almak: Buğdayı pirinçle değiş etmek. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar