iletilmek sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte iletilmek kelimesinin manası:

  1. İletme işi yapılmak.

iletilmek ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • durağan varlıklar: Bir yıldan ya da bir olağan çalışma döneminden daha uzun sürelerle işletme çalışmalarının gerçekleştirilebilmesi için kullanılmak amacıyla elde edilen özdeksel olan ve olmayan işletme varlıkları. Bir mal ve işin yapımında Devamını Oku

  • genişletilmek: Genişletme işi yapılmak. Devamını Oku

  • plantasyon: Sanayide kullanılan kahve, kakao, kauçuk vb. bitkilerin geniş ölçüde yetiştirildiği işletme. Bk. büyük tarımsal işletme Devamını Oku

  • işletilmek: İşletme işi yapılmak Örnek: Devlet ormanları kanuna göre devletçe yönetilir ve işletilir. Anayasa Devamını Oku

  • dengelemde işletmenin bütünlüğü ilkesi: İşletmeyi ve ona ayrılmış özdeksel olan, olmıyan varlıklarla alacakları ve her tür işletme borçlarını, ana malı, bir bütün olarak tanımlama ve işletme dışında kalan varlık ya da yüklenimlerle ilişkili olmama ilkesi. Devamını Oku

  • yetkili servis: Ticari kuruluşların çeşitli bölgelerde kendilerini temsil etmeleri amacıyla görevlendirdikleri işletme. Alıcıların aldıkları ürünleri kurma, bakımlarını yapma, meydana gelen bozuklukları giderme gibi görevleri olan işletme. Devamını Oku

  • büyük işletmeler: Çalışan sayısı ve işletme sermayesi belli bir büyüklüğün üstünde olup ürettikleri çıktıyla piyasayı ellerinde tutan işletmeler. Avrupa Birliği ölçütlerine göre çalışan sayısı 250 ve yıllık cirosu 50 milyon avronun üstünde olan işletmeler büyük işletme olarak kabul edilmektedir. Devamını Oku

  • amplification: Bir ses sinyalinin güçlendirilerek hoparlör için hazır h Amplifikasyon , ses hacmini artırma Devamını Oku

  • scatter: Saçmak, perişan etmek, saçıp savurmak, serpmek, dağıtmak, savurmak, boşa harcamak, dağılmak, saçılmak, yayılmak Dağıtmak, saçmak Devamını Oku

  • extension: Uzatma, genişletme, artırma, temdit, uzatılma, ek, ilave, uzantı, dahili telefon hattı, ekleme Uzatma, uzama, genişletme, büyütme, uzatılma, genişleme Devamını Oku

  • disperse: Dağıtmak, yaymak, ayırmak, saçmak Ayrılmak, yayılmak, dağılmak Devamını Oku

  • savrulmak: Savurma işi yapılmak Örnek: Ona savrulan küfürlerin, tükürülen tükürüklerin bini bir para oldu. H. Taner Dağılmak, saçılmak. Devamını Oku

  • hug: Sarılmak, kucaklamak, kucaklaşmak, kıyıdan gitmek, dört elle sarılmak (-ged, -ging) kucaklamak, sarılmak Devamını Oku

  • spread: Yaymak, sermek, açmak Alabildiğine açmak Devamını Oku

  • ardılmak: Birisinin sırtına asılmak. Sataşmak, çatmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar