improvisational sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte improvisational kelimesinin manası:

  1. DoğŸaçlama, uydurma, daha önceden hazırlık yapmadan, hazırlıksız, provasız

Sponsorlu Bağlantılar

improvisational ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • improvisational theatre: Doğaçlama tiyatrosu Devamını Oku

  • fabricated evidence: Uydurma delil, sahte delil, uydurma kanıt, onları yanlışŸ yönlendirmek için bir mahkeme veya jüriye sunulan uydurma şŸahitlik veya uydurma belgeler Devamını Oku

  • cromalin: bir renk provası yaratmak için bir yöntem. bu yöntem, sonradan lakelenerek yüksek kaliteli renk provası yaratan cmyk katmanlı hafif renk farkları kullanır. Devamını Oku

  • nominal grup tekniği: Delphi tekniğinden farklı olarak yüz yüze görüşme yapmadan grup üyelerinden bir konu hakkındaki düşüncelerinin önceden yazılı olarak istendiği yöntem. Devamını Oku

  • forenamed: Daha önceden bahsedilen, daha önce adı konulan, yukarda adı geçen, daha önce söylenen Devamını Oku

  • ishal: Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma, bağırsakları bozulma, sürgün, ötürük, iç sürme, amel, linet. Bağırsaklarda peristaltik, salgı veya permabilite artışı ve su emilmesinin azalmasına bağlı olarak sık Devamını Oku

  • canlı yayın: Daha önceden herhangi bir gereç üzerine kaydedilmemiş olay, gösteri, toplantı ve etkinlikleri gerçekleştiği anda alıcı aracılığıyla radyo ve televizyondan aktarma. Daha önceden herhangi bir gereç üzerine saptanmamış, işlikte ya da Devamını Oku

  • improvisation: Müzisyenin, arka planda devam eden ses bütünlüğüyle uyumlu olarak o an hissettiği notaları içine doğduğu gibi seslendirmesi. DoğŸAçlama, uydurma, geçici önlem Devamını Oku

  • improvisation: Müzisyenin, arka planda devam eden ses bütünlüğüyle uyumlu olarak o an hissettiği notaları içine doğduğu gibi seslendirmesi. DoğŸAçlama, uydurma, geçici önlem Devamını Oku

  • unforetold: Önceden söylenmemişŸ, önceden haber verilmemişŸ, önceden öngörülmemişŸ, önceden tahmin edilmemişŸ Devamını Oku

  • adding insult to injury: Yaraya tuz basmak, acı veren bir durumu daha da kötü yapmak, birini önceden yaralandığŸından daha kötü incitmek Devamını Oku

  • added insult to injury: Yaraya tuz bastı, acı veren bir durumu daha da kötü yaptı, birini önceden yaralandığŸından daha kötü incitti Devamını Oku

  • pre engage: Önceden söz vermek, önceden taahhüt etmek, önceden bağlanmak, önceden ayarlamak Devamını Oku

  • niyet: Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat Örnek: Niyeti ilk önüne gelen telefonlu dükkâna dalmaktı. H. Taner Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası. Namaz kılmaya, oruç Devamını Oku

  • süslemek: Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak, bezemek, bezeklemek, donatmak, tezyin etmek Örnek: Yemişçiler dükkânlarını meyvelerle süslüyorlar. S. F. Abasıyanık Söz oyunlarıyla güzelleştirmek Örnek: Söylediğim şeyleri, maalesef bir kısmı da uydurma olan misallerle süsleyerek adamcağızı âdeta ağlamaklı ederdim. R. N. Güntekin Birinin kusurlarını uzun uzun yüzüne vurmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar