inan sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte inan kelimesinin manası:

  1. İnanma işi.
  2. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman, itikat
    Örnek: ... kendi paylarına düşen fedakârlığı, devlet, millet uğrunda inanla, güvenle, umutla bir daha tazeliyorlardı. R. E. Ünaydın
  3. (Özellikle dinsel anlamda) Bir bağlanmadan doğan güven; Tanrı'ya duyulan sınırsız güven.
  4. Görünmez olana içteninanma; saklı olanı, daha açığa çıkmamış olanı duyma.
  5. Bilinmeyene bağlanma.
  6. Kişiselinanmanın içeriği;inanılan doğruların tümü.
  7. 1. dizgin. 2. idare etme, yürütme. 3. (tür.) bir kimse ya da şeyin doğruluğunu büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman.
  8. Dizgin.
  9. Büyü ile bağlanma. (Osmanlıca'da yazılışı: i'nan)

inan ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • inanç: Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma Örnek: Otuz yıl boyu, Türk tiyatrosunun, Türk oyunları ile kalkınacağına inancını bir gün yitirmedi. H. Taner Birine duyulan güven, inanma duygusu. İnanılan şey, görüş, öğreti Örnek: Kendi getirdikleri inançtan başka Devamını Oku

  • inanı: Tartışılmadan ve sınanmadan doğruluğuna ya da geçerliğineinanılan bilgi. Devamını Oku

  • inanılmaz: İnanılması çok güç veya imkânsız olan. Az rastlanan, olağanüstü Örnek: Pencereden ancak birkaç metre yüksekte olduğu hâlde manzara inanılmaz derecede değişiyordu. R. N. Güntekin Devamını Oku

  • inanılmazlık: İnanılmaz olma durumu. Devamını Oku

  • inanırlık: İnanılabilir bir şeyin niteliği. İnanma eğilimi. Devamını Oku

  • inan şirketi: İki veya daha çok kişinin kârları eşit olarak paylaşmak koşuluyla kaynaklarını birleştirdikleri, ancak sermayeye katkı paylarının eşit olmadığı bir ortaklık. Devamını Oku

  • doğduğuna inanıp öldüğüne inanmamak: Yarar sağlayabileceği kadar, zararla sonuşlanma olasılığı bulunan durumun, yararını kabul edip zararını kabul etmemek. Devamını Oku

  • inançlı: İnancı olan, imanlı, itikatlı, mutekit Örnek: Paşa, sağlam inançlı bir Müslümandı. Y. Z. Ortaç Devamını Oku

  • inanış: İnanma. İnanılan şey. Devamını Oku

  • boş inanç: Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan, dar, biçimci inanma, batıl itikat. Devamını Oku

  • faith inan: İtikat Devamını Oku

  • inan olmaz: Güvenilmez. Devamını Oku

  • inan olsun: Bana inan, inan ki. Devamını Oku

  • boşinanç: Korku, umarsızlık, çağrışım gibi ruhsal nedenlerle beliren; geleceği bilmek isteğiyle kimi rastlantısal benzerlikleri iyilik ya da kötülüğün önbelirtileri olarak değerlendiren; bilimin ve geçerli bir dinin kabullenmediği doğaüstü güçlerin varlığını tasarımlayan, kuşaktan kuşağa geçen yanlış inanmalar. Devamını Oku

  • inanılmak: İnanma işi yapılmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar