incommunicative sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte incommunicative kelimesinin manası:

  1. Fikrini başkasına açıklamayan, ketum, ağzısıkı.
  2. Ketum, konuşmayan, ağzı sıkı, laf çıkmaz

incommunicative ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • noncommittal: Tarafsız Fikrini açıklamayan. Tarafsız, çekimser, Devamını Oku

  • uncommunicative: Ketum, ağzı sıkı, az konuşan. Konuşkan olmayan, ketum, çekingen Devamını Oku

  • reticent: Sır saklayan, ketum, çok konuşmaz, suskun. Suskun, ketum, ağzı sıkı, sessiz, bildiğini söylemeyen Devamını Oku

  • nontalkative: KonuşŸKan olmayan, çok fazla konuşŸmayan, geveze olmayan, konuşŸmama eğŸiliminde olan Devamını Oku

  • dili açılmak: Herhangi bir sebeple konuşmayan kimse konuşmaya başlamak. Devamını Oku

  • teşhis ve intak: Cansızları canlandırma ve konuşmayan varlıkları konuşturma. Bk. canlılaştırma Devamını Oku

  • dead end: Çıkmaz sokak, çıkmaz, kör uç Çıkmaz, çıkışı olmayan, umutsuz, geleceği olmayan, sonu olmayan, başarı şansı olmayan, sefil, perişan Devamını Oku

  • nietzsche: Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900), HristiyanlığŸa karşŸı olan ve “God is dead” (Tanrı öldü) fikrini ortaya koyan Alman filozof, üstün insan fikrini savunan Devamını Oku

  • anglophone: İngilizce konuşan (Afrikada devlet veya şahıs). Anglofon; İngilizce konuşŸan, İngilizce konuşŸuru; (Kanada) ilk dili İngilizce olan Kanada vatandaşŸı; (Kanada) Fransızca konuşŸmayan Kanadalı Devamını Oku

  • leopard cant change its spots: Can çıkar huy çıkmaz Can çıkar huy çıkmaz (Yazılışı: leopard can’t change it’s spots) Devamını Oku

  • dumb: Dilsiz, sessiz, aptal Dilsiz Dili Devamını Oku

  • donyağı gibi: Konuşmayan, hareketsiz kimseler için söylenir. Devamını Oku

  • close tongued: Konuşmayan, sessiz, kapalı kutu Devamını Oku

  • pussyfoot: Kedi gibi sessizce yürümek Kendi fikrini belirtmemek Devamını Oku

  • figüran: Genellikle tiyatro ve sinemada, konuşması olmayan veya konuşması çok az olan rollere çıkan kimse Örnek: Bulunduğu yerin bir figüranlar ve artistler kahvesi olduğunun farkında bile değildi. S. F. Abasıyanık Bir toplumda, bir toplulukta sönük, etkisiz olan kimse Örnek: Bize de sadece sıralarını bekleyen figüranlara resim çektirmek düştü. H. Taner Bir oyunun kalabalık sahnelerini doldurmak için kullanılan, bazan birkaç söz söyleyen, çoğu Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar