indemnifying sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte indemnifying kelimesinin manası:

  1. Tazmin eden, zararı karşŸılayan, zararlar için ödeme yapan, hasarı ödeyen, eski haline getiren

indemnifying ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • indemnifying: Tazmin eden, zararı karşŸılayan, zararlar için ödeme yapan, hasarı ödeyen, eski haline getiren Devamını Oku

  • indemnifying: Tazmin eden, zararı karşŸılayan, zararlar için ödeme yapan, hasarı ödeyen, eski haline getiren Devamını Oku

  • restitution: Bir şeyi sahibine iade etme Zararı ödeme Devamını Oku

  • damage: Zarar, ziyan, hasar Dili masraf, fiyat Devamını Oku

  • shattered: [shatter] parçalamak, kırmak, harap etmek, yok etmek, zarar vermek, yıkmak, bozmak, parçalanmak, kırılmak Parçalara ayrılmışŸ, parçalanmışŸ, paramparça olmuşŸ; hasar verilmişŸ, zarar görmüşŸ; harabeye dönmüşŸ, yıkılmışŸ, yok edilmişŸ, enkaz haline getirilmişŸ Devamını Oku

  • tazminat: Zarar karşılığı ödenen para, ödence Örnek: Benim bir raporum üzerine sonradan adamcağıza bileği için üç beş lira tazminat verdiler. R. N. Güntekin Bk. ödence Bk. kamulaştırma karşılığı Devamını Oku

  • mischief: Yaramazlık, haylazlık, şeytanlık, zarar, hasar, fesat Yaramazlık Devamını Oku

  • onarıcı: Onarma işini yapan kimse. Hasar görmüş hücreleri canlı duruma getiren madde. Devamını Oku

  • endamagement: Zarar verme eylemi; zarar verilmişŸ olma durumu; zarar, ziyan, hasar Devamını Oku

  • reversion: Eski haline veya inancına dönme Ters yöne dönme Devamını Oku

  • belge karşılığı kredi: Uluslararası ticarette konşimento veya satış sözleşmesine göre düzenlenen fatura, eşyanın niteliğine ilişkin köken belgesi ile nakil sırasında olası hasar ve zararları karşılayan sigorta poliçesi gibi kambiyo senetleri karşılığında banka tarafından satıcıya verilen bir tür öndelik. Devamını Oku

  • injury: Zarar, ziyan, hasar Eza, üzgü Devamını Oku

  • paying: Para getiren, karlı, kazançlı, paralı, ödeme yapan Devamını Oku

  • paying: Para getiren, karlı, kazançlı, paralı, ödeme yapan Devamını Oku

  • müşteri: Alıcı, hizmet gören ve karşılığında ücret ödeyen kimse Örnek: (berber) Fırçayı iyice sabunlar, hoş vuruşlarla dolaştırırdı müşterinin yüzünde. N. Cumalı Jüpiter. Bk. jüpiter Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar