interspersed sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte interspersed kelimesinin manası:

  1. Arasına serpişŸtirilmişŸ, başŸka şŸeyler ile karışŸtırılmışŸ, oraya buraya sokulmuşŸ, saçılmışŸ, birbirine karışŸmışŸ

interspersed ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ingrafted: AşŸIlanmışŸ, aşŸılı, içine sokulmuşŸ, içine yerleşŸtirilmişŸ (çubuk veya dal gibi); nakledilmişŸ, birleşŸtirilmişŸ, içine alınmışŸ (ingraft olarak da yazılır) Devamını Oku

  • tear about: Deli gibi oraya buraya koşmak Devamını Oku

  • poke about: El yordamıyla aramak, oraya buraya bakınmak Devamını Oku

  • at random: Rasgele, gelişigüzel, oraya buraya, oradan buradan Devamını Oku

  • amaçsız: Amacı olmayan, gayesiz Örnek: Amaçsız, kararsız oraya buraya süzülürler. H. Taner Devamını Oku

  • intertexture: Bir şeyin başka şeyler arasına veya muhtelif şeylerin birbirine örülüp karışması. Devamını Oku

  • inosculated: BirleşŸtirilmişŸ, birbirine bağŸlanmışŸ, birbirine katılmışŸ; ağŸızlarla birleşŸtirilmişŸ (damarlarda olduğŸu gibi) Devamını Oku

  • kucak kucaka: Birbirine sarılmış ya da birbirine yüz yüze sokulmuş bir durumda. Devamını Oku

  • sprinkled: SaçılmışŸ, serpişŸtirilmişŸ, serpilmişŸ, damlalar halinde dağŸıtılmışŸ; üzerine dağŸıtılmışŸ, rastgele saçılmışŸ; fışŸkırtılmışŸ, taşŸırılmışŸ Devamını Oku

  • interpolated: Araya yerleşŸtirilmişŸ, içine veya arasına yerleşŸtirilmişŸ; değŸişŸmişŸ, değŸişŸtirilmişŸ, yeni bir şŸey eklenmişŸ olan; izinsiz olarak değŸişŸtirilmişŸ (metin hakkında) Devamını Oku

  • about 2: AşŸağŸı yukarı, yaklaşŸık, az çok; hemen hemen, neredeyse: at about six o´clock saat altı sularında. Come about midnight. Gece saat on iki sularında gel. It weighed about a kilo. AğŸırlığŸı yaklaşŸık bir kiloydu. It´s about time we took off. Artık gitmeyi düşŸünmeliyiz. about fifty people elli kadar kişŸi. She was a child of about ten Devamını Oku

  • amonyum klorürlü kalaylama: Üzerine, amonyum klorür serpiştirilmiş eritken kullanarak yapılan bir kalaylama yöntemi. Devamını Oku

  • around: Edat etrafına, etrafında, yakında, civarda Edat etrafına, etrafında, dört bir yanına, dört bir yanında Devamını Oku

  • körfez: Karanın içine sokulmuş deniz parçası Örnek: Körfezin karşı kıyısında bir kömürcü kayığı demirlemişti. Y. Z. Ortaç Kuytu, işlek olmayan. Denizlerin türlü biçimlerde karalar içine sokulmuş kolu. Devamını Oku

  • enerjik: Enerji ile ilgili. Güçlü ve hareketli, aktif Örnek: … şüphesiz daha dinçtir, enerjiktir, uyanıktır, oraya buraya koşar, çalışır, didinir. H. Taner Davranışlarında kararlarını kesinlikle uygulayan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar