ısırıcı sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte ısırıcı kelimesinin manası:

  1. Isıran, dişlerini batıran.
  2. Dalayan, kaşındıran (kumaş, yün).
  3. Sert, soğuk (rüzgâr)
    Örnek: Gölün ortasında bulunuyorduk, ısırıcı bir rüzgâr da çıkmıştı. R. H. Karay

Sponsorlu Bağlantılar

ısırıcı ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ısırıcı: Isıran, dişlerini batıran. Dalayan, kaşındıran (kumaş, yün). Devamını Oku

  • organtin: Seyrek dokunmuş, ince, sert bir kumaş. Bu kumaştan yapılmış Örnek: Sahnede siyah organtin tuvaletiyle beli incelmiş, göğsü kabarmış. R. H. Karay Devamını Oku

  • gezi: Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk, seyahat. Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılan yolculuk. Devamını Oku

  • sık sık: Az aralıklarla Örnek: Sahilde sık sık küçük köyler veya büyücek kasabalar birbirini kovalıyor. F. R. Atay Arası çok geçmeden, az aralıkla, sık olarak, sıkça Örnek: Sık sık arkama dönüyor, dişlerini kısıyor, etraftan yardımcı bekliyordu. R. H. Karay Devamını Oku

  • ısırmak: Dişleri arasına alıp sıkmak Örnek: Dolu bir kadeh içti ve meze yerine alt dudağını ısırdı. A. Gündüz Dişleriyle koparmak Örnek: Koparın bir tane de ısırın bakın… S. F. Abasıyanık Rüzgâr sert esmek, keskin bir biçimde etkilemek Örnek: Ayaz insanın yüzünü ısırıyordu. T. Buğra Kumaş dalamak, kaşındırmak. Devamını Oku

  • utandırıcı: Utanma duygusuna yol açan, utanç veren Örnek: Çirkin olan iskele binası ve etrafı idi; çirkinden de fena, utandırıcı bir adilikte idi. R. H. Karay Devamını Oku

  • dürümlemek: Dürüm biçiminde sarmak, kıvırmak Örnek: Deri gibi sert, yayvan tandır ekmeğine alışmıştı; yer sofrasında bunu kaşık, çatal yerine dürümleyerek kullanmayı beceriyordu. R. H. Karay Devamını Oku

  • tandır ekmeği: Tandırda pişirilen ekmek Örnek: Deri gibi sert, yayvan tandır ekmeğine alışmıştı; yer sofrasında bunu hem kaşık hem çatal yerine dürümleyerek kullanmayı beceriyordu. R. H. Karay Devamını Oku

  • sürü: Evcil hayvanlar topluluğu Örnek: Karşıki yamaçların sırtında kısrak sürüleri çanlarını sallayarak otluyordu. R. H. Karay Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü. Birlikte yaşayan hayvan topluluğu. Devamını Oku

  • sırıtmak: Dişlerini göstererek aptallık, şaşkınlık, kurnazlık veya alay belirtir biçimde gülmek Örnek: Bir yandan karısını yatıştırmak istermiş gibi davranıyor, bir yandan hınzırca sırıtıyordu. O. Rifat Yorgan, şilte vb.ni iri ve aralıklı diktirmek. Bütün çirkinliği Devamını Oku

  • baskıcı: İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse. Devamını Oku

  • fıkır fıkır: Suyun, ses çıkararak kaynarken aldığı durumu ya da herhangi bir sıvınınkaynayışını anlatır. Cilveli, oynak. Devamını Oku

  • varış alıcısı: Varış görüntülerini saptayan alıcı. Devamını Oku

  • tafta: Bir tür sert, ipekli kumaş. Bu kumaştan yapılmış Örnek: Söylemeyi unuttum, ben sana gri tafta çarşafımı verecektim, daha yirmi gün evvel yaptırdım ve hiç giymedim. P. Safa Devamını Oku

  • kaya: Büyük ve sert taş kütlesi Örnek: Dört tarafı su ile çevrili bir kayadır, bir adacık. R. H. Karay Kayaç. Büyük ve sert taş kütlesi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar