ışıtaç sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte ışıtaç kelimesinin manası:

  1. Havası boşaltılmış cam şişe içinde elektrik akımı ile akkor duruma gelerek ışık veren aygıt. Tiyatro ışıldaklarında bunların çeşitli amaçlara yönelik olanları vardır.
  2. Ve televizyon çalışmalarının çeşitli aşamalarında, özellikle aydınlatmada, yapma ışık kaynağı olarak kullanılan ve değişik yapıda, boyda, güçte çeşitleri olan aygıt. (Genellikle, havası boşaltılmış ya da içinde özel bir gaz bulunan camdan bir kap içinde bir telin elektrik akımıyla akkor duruma geçirilmesiyle çalışır).
  3. Elektriksel ya da kimyasal erkeyi ısıya dönüştürerek ışık veren aygıt.

ışıtaç ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı: Kişi gençliğinde çalışıp para biriktirmelidir ki ihtiyarlığında çalışamadığı zaman onunla rahat rahat geçinsin. Devamını Oku

  • taş: Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde. Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş. Devamını Oku

  • tabak sevdiği deriyi taştan taşa çalar: Birinin yakınına gösterdiği sert davranış onun iyiliği içindir. Devamını Oku

  • cıva buğulu ışıtaç: İçi cıva buğulu ve elektrik akımı geçirilince mavimtırak ışık veren cıva buğusuna kadmiyum eklenerek mavimtırak rengi giderilmek yoluyla sinema ve televizyonda ışık kaynağı olarak kullanılan ışıtaç. Devamını Oku

  • taşınır aynalı ışıtaç: Gereken yere taşınabilen yansıtıcı ışıldak. Devamını Oku

  • konser ışıtaçı: Çerçeve dizi ışıkları içinde kullanışlı bir araç. 500 vatlık ışıtacıyla sahne çerçevesinin yarısını kapsayacak bir aydınlatma alanına yayılan ve üç ya da dört kanala bağlanabilen ışık aracı. Buna X-ışmı da denilir. Son yıllarda genellikle kullanılmamaktadır. Devamını Oku

  • taşyoncası: Yonca ve tırfılın yetişmediği kurak ve çorak arazilerde yetişen, büyüme döneminde yeşil olarak tüketildiğinde zehirli olmayan baklagil yem bitkisi. Küflendiğinde yapısında bulunan kumarinden kanda pıhtılaşmayı geciktiren, K vitamini antagonisti olan dikumarol oluştuğu için zehirli özellik kazanır. Devamını Oku

  • çakmak taşı: Demir veya çeliğe sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir tür kuvars. Düvenlerin altına çakılan küçük ve kesici taş Örnek: Düven tahtasının altına çakmak taşlarını yerleştiriyordu. C. Uçuk Seramik, cam ve yol yapım endüstrilerinde kullanılan, SiO2 Devamını Oku

  • baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta: Kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz. Devamını Oku

  • taşlı: İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.) Örnek: Yağsız köpüklü ayranlar içmiş, taşlı bulgur pilavı yemişler. S. F. Abasıyanık Üzerinde taş bulunan Örnek: İri taşlı tespihinin parmakları arasında arada bir şıkırdaması… R. N. Güntekin Üzerinde süs taşı bulunan. Devamını Oku

  • denge taşı: Omurgalıların özellikle de memelilerin iç kulak keseciğinde bulunan kalsiyum tuzu. (Yun. statos: sabit; lithos: taş; ous: kulak) İç kulakta, denge taşlı kese içinde bulunan salgı maddesi kum ya da kalsiyum Devamını Oku

  • yansıtıcı ışıtaç: Arka yüzü yansıtıcı olan akkor gösterici ışıtacı. Devamını Oku

  • taşıyıcı: Taşıma işini yapan kimse veya şey. Ücretle yük taşıyarak geçinen kimse, yükçü, hamal. Devamını Oku

  • taç: Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık. Gelinlerin başlarına takılan süs. Devamını Oku

  • alçı taşı: Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat, jips. Caso4. 2 H2O; 120 Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar