izbandut sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte izbandut kelimesinin manası:

  1. Görünüşü ve davranışı ile korku veren (iri yarı adam)
    Örnek: Hanife, iki izbandut herifin yanından geçeceği anı mümkün olduğu kadar tehire çalışıyordu. H. E. Adıvar
  2. Rum korsanı.

izbandut ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • epeyice: Epey Örnek: Epeyice huysuz ve öfkeli adam olmakla beraber herifin bu tavrına pek o kadar kızmadı. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • kural: Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke Örnek: O yirmi beş yaşına kadar umumi kurallara, yargılara sığmayan bir Devamını Oku

  • ikitelli: Özü sözü bir olmayan, riyakâr, mürai Örnek: Kocasının zayıf bir adam olduğunu bilmez miydi, bilirdi, şimdi bir de ikiyüzlü olduğunu gözleriyle görüyordu. A. İlhan Devamını Oku

  • ikiyüzlü: Özü sözü bir olmayan, riyakâr, mürai Örnek: Kocasının zayıf bir adam olduğunu bilmez miydi, bilirdi, şimdi bir de ikiyüzlü olduğunu gözleriyle görüyordu. A. İlhan Devamını Oku

  • dehşetli: Korku veya ürküntü veren Örnek: Dehşetli bir kâbusa tutulmuşların kıvrandıran ıstırabını duyuyorum. A. Gündüz Çok aşırı bir biçimde Örnek: Hava dehşetli sıcaktı. Asfaltlara güneş yağıyordu. A. İlhan Çok fazla, son derece Örnek: Altımdaki beygir, efendisinin bu savaşına karşı dehşetli huysuzlanıyor. O. C. Kaygılı Devamını Oku

  • çıkışmak: Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak Örnek: Behey mübarek adam, gece yarıları denizin dibinde ne arıyorsun diye soruyor, âdeta karşısına bir suçlu çıkarmışlar gibi çıkışıyordu. R. H. Karay Yeter olmak, yetmek. Devamını Oku

  • çocuklaşmak: Çocuk gibi davranışlarda bulunmak Örnek: Yüzündeki değişikliklerde, dinlerken âdeta çocuklaştığını görüyordu adamın. N. Cumalı Devamını Oku

  • çocuklaşmak: Çocuk gibi davranışlarda bulunmak Örnek: Yüzündeki değişikliklerde, dinlerken âdeta çocuklaştığını görüyordu adamın. N. Cumalı Devamını Oku

  • tanınmak: Kim olduğu bilinmek Örnek: İçeride bir süre, tanınan bu sesin verdiği bir korku ile her şey sustu. R. H. Karay Herhangi bir özelliği ile bilinmek Örnek: Meddahlıkta kendinden önce gelenleri geçmiş bir adam olarak tanınmıştı. M. Ş. Esendal Hukuki yönden varlığı kabul edilmek. Devamını Oku

  • az: Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksiklik Örnek: Heykel konularının parmakla sayılacak kadar az olduğunu ileri sürüyordu. B. R. Eyuboğlu Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik, çok karşıtı. Azot elementinin simgesi. Bu gaz Devamını Oku

  • afallamak: Şaşkınlıktan sersemleşmek Örnek: Herifin deli olduğunu anlayınca afalladım da serinkanlılığımı kaybetmedim. B. Felek Devamını Oku

  • ırz ehli: Namuslu, iffetli, temiz kimse Örnek: Ailesinin ırz ehli, çalışkan bir kadın ve çocuğun da melek kadar iyi olduğunu anlatıyordu. H. E. Adıvar Devamını Oku

  • huşu: Alçak gönüllülük. Tanrı’ya boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olma Örnek: Süleymaniye’yi olduğu kadar, Köln katedralini de aynı huşu ile tavaf ettiklerini gözlerimle gördüm. H. Taner Hayranlık ve korkunun karıştığı bileşik Devamını Oku

  • bağlı cümleler: Ve, veya, ama, da, fakat, halbuki, lâkin, meğer vb. bağlaçlardan biri ile birbirine bağlanmış olan ve aralarındaki anlam ilişkisi de bu bağlaçlar ile sağlanan bağımsız cümlelerden oluşmuş cümleler; Henüz bu yaşta, zavallı çocuk gönül çekmek nedir bir büyük adam gibi biliyor ve bir büyük adam gibi yarasının acısını kimseye sır vermeyerek taşıyor (Y. K. Karaosmanoğlu, Devamını Oku

  • işitmek: Kulakla algılamak, duymak Örnek: Doktorun sesini işitince koştu, yanakları kırmızı, gözleri parlıyordu. H. E. Adıvar Haber almak. Kendisine söylenilmek Örnek: Gayet sert bir adam olan hesap hocasından boyuna azar işitiyordu. O. C. Kaygılı Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar