kalakalmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte kalakalmak kelimesinin manası:

  1. Bir şey veya durum karşısında şaşırmak.
  2. Güç durumda kalmak
    Örnek: Arka tekerler alıp başını geçti gitti. Kırk yolcu yolun ortasında kalakaldık. B. R. Eyuboğlu

kalakalmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • halfway house: İkisinin ortası, uzlaşŸma; eski mahkumlar veya akıl hastaları veya uyuşŸturucu bağŸımlıları için rehabilitasyon merkezi; yolculuğŸun ortasında han veya dinlenme yeri; başŸarıya giden yolun yarısı Devamını Oku

  • çocuk: Küçük yaştaki oğlan veya kız Örnek: Çocuğun bir sütninesi vardı. R. H. Karay Soy bakımından oğul veya kız, evlat Örnek: Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış. B. R. Eyuboğlu Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak Örnek: Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti. B. R. Eyuboğlu Genç erkek. Devamını Oku

  • yatmak: Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak Örnek: Dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak. N. Hikmet Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, Devamını Oku

  • sıkışmak: Birbirine basınç yapacak kadar yaklaşmak Örnek: Üç hademe, ebe, hasta bakıcı merdivenin orta sahanlığında sıkışmışlar, sedyeyi çevirmeye çalışıyorlar. M. Ş. Esendal Basınçla iki şey arasında kalmak. Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak Örnek: Karşıda Devamını Oku

  • road hog: Yolun ortasından giden sürücü, kötü şöför, yolun ortasından giden şöför, saygısız ve bencil sürücü, trafiği karıştıran sürücü Devamını Oku

  • şaşmak: Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında şaşkın duruma gelmek, hayret etmek Örnek: Aynı anda nasıl olur da başka bir iş tutabileceğine şaşar kalırdınız. B. R. Eyuboğlu Yolundan sapmamak, gidişini değiştirmemek veya yanılmamak Örnek: Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma / Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma. T. Fikret Şaşırmak. Devamını Oku

  • çürümek: Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak Örnek: Sen toprakta çürürsün canım kardeşim / Ben ayakta. B. R. Eyuboğlu Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek Örnek: Onun gelişine kadar da kağşamış, çürümüş, küflenmiş yapı ayakta kalamazdı. T. Buğra Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak. Devamını Oku

  • kondurmak: Konma işini yaptırmak Örnek: Koca dağın başına ne güzel bir yapı kondurmuşuz, ama gel gör ki yolunu unutmuşuz. B. R. Eyuboğlu Gelişigüzel takmak, iliştirmek. Birden yapıvermek veya söyleyivermek. Devamını Oku

  • göze uzunluğu: Natika durumda gerilmiş ağda gözenin birbirinden uzak karşılıklı düğümlerinden veya birleşme yerlerinden birinin ortasından diğerinin ortasına kadar olan uzaklık, aynı ağ gözünde karşılıklı düğümlerin merkezlerinin gergin halde ölçülen mesafesi. Devamını Oku

  • helezon: Piyasalarda üretimin, kredilerin, döviz imkânlarının, sürümün, ham madde arzının ve malzeme stoklarının gereksinim düzeyi altına düştüğü sıkıntılı durum. Toplumun, çözümlenmesinde güçlüklerle karşılaştığı bunalımlı durum. Devamını Oku

  • saymak: Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak Örnek: Nara sormuşlar: – Tanelerin kaç tane? Yiyenler saysın bana ne -demiş. B. R. Eyuboğlu Sayıları arka arkaya söylemek. Devamını Oku

  • dağıtmak: Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak Örnek: Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı. Y. K. Beyatlı Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek Örnek: Muhacir kümeleri arasında ekmek dağıtmakla uğraşan yaşlıca bir adama seslendi. P. Safa Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek. Devamını Oku

  • remain: Kalmak, durmak, geriye kalmak, aynen kalmak, sürdürmek, artmak Kalmak, durmak Devamını Oku

  • yüklük: Evlerde yatak, yorgan gibi şeyleri koymaya yarayan yer veya büyük dolap, yük, yük odası Örnek: Öbür yana dönüyor, kocaman bir yüklüğün kapısını açıyordum. Y. K. Karaosmanoğlu Yolcu taşıyan araçlarda yolcu yükünün konduğu kapalı ya da açık bölüm. Devamını Oku

  • orta: Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer Örnek: Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler. Y. K. Karaosmanoğlu Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Bir şeyin Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar