kalburüstü sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte kalburüstü kelimesinin manası:

  1. Seçkin, sivrilmiş, önde gelen
    Örnek: Beylerbeyi, eski Boğaziçi'nin en kalburüstü bürokratlarını barındıran güngörmüşlüğünün simgesi, bir köşesidir. H. Taner
  2. Değerli, güzel
  3. Başarılı.

kalburüstü ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • kalbur çukuru: Kalbur kemiğinin lamina cribrosa’sındaki crista galli’nin her iki tarafında bulunan çukurluklar, fossa etmoidalis. Kalbur kemiğinin lamina cribrosa’sındaki crista galli’nin her iki tarafında bulunan çukurluklar, fossa etmoidalis. Devamını Oku

  • kalbur kemiği: Alın kemiğinin arkasında, kalbur gibi küçük delikleri olan, kafatasının alt ve ön bölümünü oluşturan kemik. Burun boşluğunun duvarlarının bir parçasını oluşturan kemik. Etmoyit kemik. Devamını Oku

  • üstüne: İlişkin, üzerine, dair Örnek: Arkadaşım aşk ve evlilik üstüne konuşulacak şeyler bulmuştu. S. F. Abasıyanık Hesabına Örnek: Kahveci içilen kahveleri Esat Ağanın üstüne yazıyor. M. Ş. Esendal …-e göre, uygun olarak …-den sonra Örnek: Ben rakının üstüne şarap Devamını Oku

  • kalbur: Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek. Devamını Oku

  • kalbur gibi: Delikleri olan, delik deşik. Devamını Oku

  • olağanüstü: Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalade Örnek: Bazı kentlerin, insanın üstünde olağanüstü bir etkisi oluyor. H. E. Adıvar Beklenmedik bir zamanda yapılan, önceden tasarlanmamış olan, fevkalade Örnek: İlk önemli dedikodu, olağanüstü vergiler yüzünden çıkmış. K. Tahir Büyük bir hayranlığa yol açan, harikulade Örnek: Kadın milletinin bu gibi ince hesaplarda olağanüstü bir kabiliyeti var. H. Taner Devamını Oku

  • üstünlük kompleksi: Üstünlük duygusu Örnek: Yürekli bir soylunun üstünlük kompleksi sergilenir bu oyunda. H. Taner Devamını Oku

  • külüstür: Yıpranmış, eski, bakımsız Örnek: Yakın dostlardan birisinin beş beygirlik külüstür bir deniz motoru var. B. R. Eyuboğlu Devamını Oku

  • üst sınır: E tikel sınırlı kümesinin bir A altkümesi verildiğinde, her (…)için (…)bağıntısını gerçekleyen (…) öğesi. Simgesi : (…). Anlamdaş. büyültke. a. bk. sınır I. Devamını Oku

  • üstündeki üstünde: Üstündekinden başka hiçbir şey almadan. Devamını Oku

  • üst deri: Deriyi oluşturan iki tabakadan dışta olanı, epiderm. Yüksek bitkilerde bütün bölümleri sararak onları dış etkilerden koruyan renksiz, saydam, bir hücreli tabaka, epiderm. Devamını Oku

  • üstün zekalı çocuklar: Geçerli ve güvenilir zekâ testlerinde sürekli olarak 130 ve daha yukarı zekâ bölümü sağlayan; kendi yaşıtlarından rasgele seçilmiş bir kümenin yüzde 98’inden üstün olan çocuklar. Devamını Oku

  • üst balkon: Bk. galeri. Eski yapı büyük sinema salonlarının en üstünde, bütün balkonlardan sonra yer alan balkon. Devamını Oku

  • üst: Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, fevk, alt karşıtı Örnek: Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor. H. E. Adıvar Bir şeyin görülen yanı, yüzü Örnek: Bu sefer taşın üstünden inip yere oturdu. M. Ş. Esendal Bir şeyin dış yüzü, yüzey Örnek: Ağzında lokmayı birdenbire yutmaya kıyamıyor, dilinin üstünde gezdiriyordu. Ö. Seyfettin Giyecek, giysi. Devamını Oku

  • diz üstü: Boyu dizlerin üst kısmına gelen (etek, pantolon, çorap vb.). Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar