karabinyer sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte karabinyer kelimesinin manası:

  1. İtalyan jandarması
    Örnek: Tenha yollarda şapkaları tüylü İtalyan karabinyerleri kol gezer. H. Taner

karabinyer ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • walks the streets: Sokakları gezer, yollarda dolanır, evsiz, serseri Devamını Oku

  • yer altı merdiveni: İşlek yollarda yayalar için yolun altına yapılan merdiven Örnek: Kadınlar yer altı merdivenini inip karşı taraftan çıktılar. H. Taner Devamını Oku

  • tehi: Boş Örnek: Vallahi rüyasını görmüştüm, geçen gece, tenha, tehi bir yoldaymışız. H. Taner Devamını Oku

  • kenarlı: Herhangi bir biçimde kenarı olan Örnek: Kadınlar ise beyaz elbiseler, geniş kenarlı hasır şapkalar giymişlerdi. H. Taner Kenarı süslü, işlenmiş. Devamını Oku

  • nitroselüloz: Eşmesini sağlamak. Atı hızlı sürmek, koşturmak Örnek: Kimine at vermiş eştirir gezer / Kimine aşk vermiş coşturur gezer. Âşık Veysel Kâğıt yapımında kullanılan, pamuk veya odun hamuru biçimindeki selüloz üzerine nitrik ve sülfürik Devamını Oku

  • bot: Küçük gemi Örnek: Şu botta bu kadar er var, içlerinde gözüm bir seni tuttu. H. Taner Ağaç, plastik veya kauçuktan yapılmış küçük sandal. Uzun konçlu, kapalı ayakkabı. Devamını Oku

  • kolonyal şapka: Sıcağı geçirmeyen, içi mantarlı bir tür şapka Örnek: Kolonyal şapkaların altına kalın paltolarımızı giydik. F. R. Atay Devamını Oku

  • berbat: Kötü Örnek: Eskisinden daha berbat, iyileşmek ne gezer. M. A. Ersoy Bozuk Örnek: Yol berbat, toz toprak üstümüze savruluyor. S. M. Alus Çirkin, beğenilmeyen Örnek: Sanatta politika ne kadar berbatsa, politikada sanat da o kadar iğrenç olur. B. Felek Darmadağın, bakımsız, perişan, viran Örnek: Berbat bir han odası. Y. Z. Ortaç Devamını Oku

  • uninhabited: İkamet edilmemiş, oturulmamış Issız, boş, tenha. Devamını Oku

  • cılk: Bozularak kokmuş (yumurta). Cıvık Örnek: Çok çamurlu, cılk yollarda çoğu kadın olan köylüler, toplanmış bizi seyrediyorlardı. H. E. Adıvar İrinlenmiş Örnek: Uyuzlunun bilekleri cılk yara içindeydi. S. F. Abasıyanık Sözünün eri olmayan. Devamını Oku

  • carabiniere: (Çoğ İtalyan polis memuru; İtalyan polisi, İtalyan polis teşŸkilatının bir üyesi Devamını Oku

  • zahmetli: Zahmetle yapılan, yorucu, sıkıntılı, eziyetli, güç Örnek: Hepsinde, zahmetli bir oyundan henüz çıkmış mektep çocuklarının sevinçli yorgunluğu vardı. Y. K. Karaosmanoğlu Sıkıntı veren Örnek: Sıcaktan, zahmetli yollarda yürümekten yorulmuştu. H. C. Yalçın Devamını Oku

  • italian: ), (i.) İtalya, İtalyanlar ve İtalyanca ile ilgili veya onlara ait İtalyan Devamını Oku

  • tırtıklamak: Aşırmak, çalmak Örnek: Sade bu yolda dört arabası işler. Biletçi belki beş on kuruş tırtıklar diye arabadan arabaya gezer. R. N. Güntekin Devamını Oku

  • uğraşmak: Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek Örnek: İkisi barbut oynuyor, üçüncüsü, en küçükleri, bir çekirgeye sigara içirmeye uğraşıyordu. H. Taner Bir iş üzerinde sürekli çalışmak Örnek: Muhacir kümeleri arasında, ekmek dağıtmakla uğraşan yaşlıca bir adama seslendi. P. Safa Zamanını bir işe verme durumunda kalmak Örnek: Ee, hadi yürü yahu. Senlen mi uğraşacağız? H. Taner Savaşmak Örnek: Düşmanlarla uğraşmak için sonuna kadar çalışmaya azmettik. Atatürk Birine kötü davranmak Örnek: Aman, Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar