karul asa sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte karul asa kelimesinin manası:

  1. Doktorun, hastanın bedenine vurup muayene etmesi. (Osmanlıca'da yazılışı: kar'-ul asâ)

karul asa ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • tefarikul asa: Bir atasözüdür. Bu darb-ı mesel hakkında meşhur Kamus Tercümesi’nde hülasaten şu malumat var: “Arab’dan fakir bir kadının zaif ve gayet huysuz bir oğlu varmış. Yaptığı müteaddit kavgalarda mesela bir defasında burnunu, bir defasında kulağını, bir defasında dudaklarını kesmişler. Her bir defasında da annesi çocuğunun kesilen azalarına bedelen diyet alarak zenginleşti. Bu sebeple oğluna: “Sen tefarik-ul-asadan Devamını Oku

  • tefarikul asa: Bir atasözüdür. Bu darb-ı mesel hakkında meşhur Kamus Tercümesi’nde hülasaten şu malumat var: “Arab’dan fakir bir kadının zaif ve gayet huysuz bir oğlu varmış. Yaptığı müteaddit kavgalarda mesela bir defasında burnunu, bir defasında kulağını, bir defasında dudaklarını kesmişler. Her bir defasında da annesi çocuğunun kesilen azalarına bedelen diyet alarak zenginleşti. Bu sebeple oğluna: “Sen tefarik-ul-asadan Devamını Oku

  • mavi asa: Bk. mavi sopa Devamını Oku

  • asa derecesi: Bk. asa duyarlığı Devamını Oku

  • asa duyarlığı: Film duyarlığını belirtmek amacıyla Amerikan Ölçünler Birliği’nce uygulanan bir yöntem. (Benzer yöntemlere göre en büyük üstünlüğü, sayılarının aritmetik diziye göre artıp azalması, bağıl ışıklama süresini hemen verebilmesidir). Devamını Oku

  • asa standards: Asa ölçünleri Devamını Oku

  • neşasa: Beyaz yüksek bulut. Devamını Oku

  • asa ölçünleri: Ateş veya kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç Örnek: Kahveci ocaktan maşayı kapmış, o da fırlamıştı dışarı. Ç. Altan Çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük, kollu araç. Saçları Devamını Oku

  • har: “Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek” anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz Örnek: Akşama kadar Meram bağlarında har vurup harman savuruyordu. A. Gündüz Sıcak, kızgın, yakıcı. Bk. defne Devamını Oku

  • klinik: Hastanın bakıldığı, muayene edildiği yer Örnek: Onu, anlamını yitiren kliniğe ayaklarının alışkanlığı götürüyordu. T. Buğra Hekim olacak öğrencilerin hasta başında uygulamalı olarak ders gördükleri hasta koğuşu. Vücut muayenesinde görülen (hastalık belirtisi). Devamını Oku

  • autoplasty: Otoplasti Otoplasti, özonarım, bir hastanın kendi vücudundan alınan dokuların yine aynı hastanın iyileşŸtirilmesinde kullanılması Devamını Oku

  • ölüm öncesi muayene: Mezbahada kesim öncesi veya nekropsi uygulamasından önce canlı hayvana yapılan makroskobik muayene, antemortem muayene. Devamını Oku

  • visit: Ziyaret etmek, ziyarete gitmek, gezmek, misafir olmak, teftiş etmek, çektirmek, musallat olmak, çene çalmak, laflamak, uğramak Ziyaret etmek, yoklamak, gömrüşmeye gitmek Devamını Oku

  • tenafürü kulub: Kalblerin birbirinden nefret etmesi. (Osmanlıca’da yazılışı: tenafür-ü kulûb) Devamını Oku

  • sür: Arslanın bir kimseye hamle etmesi, saldırması. (Osmanlıca’da yazılışı: sü’r) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar