kerametli sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte kerametli kelimesinin manası:

  1. Doğaüstü güce sahip
    Örnek: Meğerse bana öğretilen o kısa ve sade cümlenin ne sihirli, ne kerametli, ne müthiş tesiri varmış. R. H. Karay

kerametli ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • öğretilmek: Öğretme işi yapılmak Örnek: Meğerse bana öğretilen o kısa ve sade cümlenin ne sihirli, ne müthiş bir tesiri varmış. R. H. Karay Devamını Oku

  • meğerse: Meğer, hâlbuki, oysa Örnek: Meğerse bana öğretilen o kısa ve sade cümlenin ne sihirli bir tesiri varmış. R. H. Karay Devamını Oku

  • büyülü: Kendisine büyü yapılmış (kimse). Büyü gücü olan, sihirli. Devamını Oku

  • tezyifkar: Aşağılayıcı, adi, kötü, bayağı Örnek: Şimdi bana bu tezyifkâr türküyü söyleterek hıncını çıkartıyordu. R. H. Karay Devamını Oku

  • tezyifkar: Aşağılayıcı, adi, kötü, bayağı Örnek: Şimdi bana bu tezyifkâr türküyü söyleterek hıncını çıkartıyordu. R. H. Karay Devamını Oku

  • tesir: Etki Örnek: Orta malı bayağı birinin tesiri altında… R. H. Karay Bk. etki (Sa’r. dan) Ateşi yakıp alevlendirme. (Osmanlıca’da yazılışı: tes’ir) Devamını Oku

  • sefaret: Elçilik, sefarethane Örnek: Bu ismi bana İranlı bir sefaret kâtibi buldu. R. H. Karay Devamını Oku

  • aratmak: Arama işini bir başkasına yaptırmak. Özletmek Örnek: Bana senden ayrı kaldığım günleri aratıyorsun. R. H. Karay Devamını Oku

  • omlet: Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynir, kıyma vb. katılarak tavada pişirilen bir yemek Örnek: Mantarlı omleti yedikten sonra uykudan bayılıyorduk. R. H. Karay Devamını Oku

  • takunyalı: Takunyası olan, nalınlı Örnek: Başı yemenili, ayağı takunyalı sarışın bir köylü kızı bana sordu. R. H. Karay Siyaseti dinî kurallara göre yapmak isteyen kimse. Devamını Oku

  • baskın: Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı Örnek: Bu dört kişi güç bela baskından kurtulup bana sığınmış. R. H. Karay Su basması, sel. Devamını Oku

  • üzüntü vermek: Tedirginlik yaratmak, sıkıntı ve huzursuzluğa yol açmak: “Üzüntü versin diye ara sıra uydurduğu yalanların tesiri altında kalmıştım.” -R. H. Karay. Devamını Oku

  • herze: Saçma söz, zevzeklik Örnek: Yatık Emine misin, Yanık Emine mi, her ne herze ise, bana onun lüzumu yok. R. H. Karay Devamını Oku

  • zahmetsiz: Sıkıntı çekilmeden, güçlükle karşılaşmadan yapılan, eziyetsiz, kolay, emeksiz Örnek: Ayaklarınıza daha zahmetsiz giyilecek, daha sade, daha sıhhi bir kılıf icat edemez misiniz? R. H. Karay Devamını Oku

  • cahil: Öğrenim görmemiş, okumamış Örnek: Bu maskara sosyete bana cahil diye bakar. H. E. Adıvar Bilgisiz. Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan Örnek: Bu doktorun karşısında cahil, aptal oluyorum. M. Ş. Esendal Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar