keskin zeka keramete kıç attırır sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte keskin zeka keramete kıç attırır kelimesinin manası:

  1. Zeki kimse, bir işin nereye varacağını keramet sahibi kimseden daha iyi bilir.

keskin zeka keramete kıç attırır ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • keramet sahibi: Keramet gösterebilen (kimse) Örnek: Soylu Seyfullah Paşa, hakikaten keramet sahibi bir adamdı. R. N. Güntekin Devamını Oku

  • patavatsız: Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen (kimse) Devamını Oku

  • ölçüsüz: Ölçülmemiş, ölçüsü alınmamış olan. Nereye varacağı düşünülmeksizin, yerli yersiz. Devamını Oku

  • arı bal alacak çiçeği bilir: İşini bilen kimse nereye başvuracağını bilir. Devamını Oku

  • sözünü bilmez: Bir sözü, nereye varacağını düşünmeden söyleyen, patavatsız. Devamını Oku

  • dahi: Olağanüstü yeteneği ve yaratıcı gücü olan (kimse) öke. Da, de. Devamını Oku

  • gidişat: Olayların durumu, işlerin gelişme biçimi. Tutum, durum, davranış Örnek: Kişilerin kim olduklarını, gidişatlarının nereye varacağını, doğru, yanlış hareketlerindeki sorumluluk derecelerini iyi biliyor. N. Cumalı Devamını Oku

  • eşek eve gelmiş, yorga yolda kalmış: Düzenli ve sürekli çalışan güçsüz kimse, düzensiz ve süreksiz çalışan güçlü kimseden daha başarılı olur. Devamını Oku

  • cezbeli: Cezbesi olan Örnek: Dünyanın bir ucundan cezbeli, keramet ve sır sahibi bir derviş çıkageliyor. H. R. Gürpınar Devamını Oku

  • kerameti aleviye: Hz. Ali Efendimize aid keramet. (Bak: Kaside-i Ercuze) (Osmanlıca’da yazılışı: keramet-i aleviye (r.a.)) Devamını Oku

  • intellect: Akıl, zihin, idrak, anlık Akıl sahibi kimse. Devamını Oku

  • kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan: Kişi arkadaşlık ettiği kimseden etkilenir. Devamını Oku

  • kerameti ilmiye: İktisab suretiyle olmayıp, vehbi yani Cenab-ı Hakk’ın atiyyesi olarak geniş bir ilme mazhariyyetten hasıl olan ilmi keramet. (Osmanlıca’da yazılışı: keramet-i ilmiye) Devamını Oku

  • çoktandır: Çoktan Örnek: O! Nereye böyle? Çoktandır yüzünü gördüğümüz yok. R. H. Karay Devamını Oku

  • uslu: Toplumu, çevresini rahatsız etmeyen, edepli, müeddep, yaramaz karşıtı Örnek: Uslu ve çekingen huyum ne kendimi ne de nafakamı herhangi bir sert hareketle savunmaya asla müsait değildi. Y. K. Karaosmanoğlu Uysal bir biçimde Örnek: Karagöz tutulunca lök gibi, beyimiz tuttu diye uslu uslu gelecek değil ya… S. F. Abasıyanık Akıllı, zeki Örnek: Gören bizi sanır deli / Usludan yeğdir delimiz. Anonim Şiir akıllı, zeki, Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar