kıskançlık sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte kıskançlık kelimesinin manası:

  1. Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum
    Örnek: Tıpkı senin gibi onun kıskançlığından fevkalade korkuyorum. R. N. Güntekin
  2. Başka bir kişinin bize göre bir üstünlük gösterdiği ya da sevilen birisinin başkası ile ilgilendiği kanısına varılınca takınılan tutum ve duyulan duygu.

kıskançlık ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • kıskançlık etmek: Kıskanmak. Devamını Oku

  • kıskanç: Kıskanma huyunda olan (kimse), günücü, hasetçi, hasut Örnek: İlk tanıştığımız günlerde ben kıskanç ve fenaydım. P. Safa Devamını Oku

  • ırkçılık: İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti Örnek: Bir aralık Alman zaferi muhakkak göründüğü zamanlarda ırkçılığa dahi sapmış, fakat bu devir çok kısa sürmüştür. H. E. Adıvar Kişinin bağlı olduğu ulus ya da ırkın üstünlüğüne inanarak onun dışında kalan toplulukları aşağı ve hor görmesine dayanan tutum ve davranış. Devamını Oku

  • utangaçlık: Sıkılganlık, mahcubiyet Örnek: Bize hakaret eden, bize utangaçlık yükleyen bu zincir şarkıları, düşmanın kulağına keyif verecektir. R. E. Ünaydın Devamını Oku

  • kıskançlaşma: Kıskanç duruma gelme. Devamını Oku

  • kıskançlaşmak: Kıskanç duruma gelmek. Devamını Oku

  • kılık kıyafet: Üst baş ve dış görünüş Örnek: En düşkün zamanlarımda bile bozmadığım kılık kıyafetimden onlar, beni iyi karşıladılar. R. N. Güntekin Giysi. Devamını Oku

  • ayrılık: Ayrı olma durumu. Birinden uzak düşme. Devamını Oku

  • kırpışmalı ışıkölçer: Bir görsel ışıkölçer. Bu ışıkölçerde ışık, ölçüştürülecek kaynakların bir birinden bir öbüründen, art arda değişerek aydınlatılan aynı ve tek bir alan parçasından yansıyarak göze gelir.kırpışmalı ışıkölçerde değişme hızı (frekansı), renklerin erime (birbiri içinde eriyip karışma) frekansından yüksek, ama parıltıların erime frekansından alçak olmak üzere, uygun bir biçimde seçilmelidir, bkz. görüntü erîme frekansı, eşitlik ışıkölçeri. Devamını Oku

  • yapılık: Bir köke, yani bir anlam öğesine eklenip ona gramatikal bir kılık vermeğe yarıyan, onun kelime ( isim, sıfat, fiil … ) çeşidini, gramerin hangi ulamından ( eril, dişil, tekil, çoğul ) olduğunu ve hangi zaman ve kişiyi gösterdiğini, söz dizimi bakımından durumunu belirten yapı Öğesi.yapılıklar başlıca ek, ve takı olmak üzere ikiye ayrılır, önleçler, artaçlar Devamını Oku

  • kıvırcık solungaçlı balık: Köpek balıkları (Selachii) takımının, kıvırcık solungaçlıgiller (Chlamydoselachidae) familyasından, 1. 5 m kadar uzunlukta, Atlantik ve Pasifik okyanuslarında yaşayan, familyasının tek türü. Köpek balıklarından, kıvırcık solungaçlıgiller (Chlamydoselachidae) familyasından, 1,5 m kadar Devamını Oku

  • karşılık: Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele Örnek: Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu. H. R. Gürpınar Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Cevap, yanıt. Devamını Oku

  • kırklık: İçinde kırk tane bulunan. Kırk yaş dolaylarında bulunan (kimse) Örnek: Yalnız yüzünün bir yanı muharebede yanmış kırklık bir memurun ne düşündüğünü anlamak kabil değildir. R. N. Güntekin Kırk para. Devamını Oku

  • kırklık: İçinde kırk tane bulunan. Kırk yaş dolaylarında bulunan (kimse) Örnek: Yalnız yüzünün bir yanı muharebede yanmış kırklık bir memurun ne düşündüğünü anlamak kabil değildir. R. N. Güntekin Kırk para. Devamını Oku

  • kılıç: Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah Örnek: Zırhları biraz paslanmış ve yaldızları bir hayli solmuş eğri kılıçlar asılıydı. A. Ş. Hisar Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar