kıta sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte kıta kelimesinin manası:

  1. Yeryüzündeki altı büyük kara parçasından her biri, ana kara.
  2. Askerlerin bir komutanın emrinde bir araya gelmesinden oluşan birlik
    Örnek: Trakya'da, Anadolu'dan gelecek yeni kıtalara intizar edilmektedir. F. R. Atay
  3. Dörtlük
  4. Parça, tane.
  5. Bk. anakara
  6. Kesme, parçalama, kat etme.
  7. (C.: Kıtat) Dünyanın kara parçalarından her biri. (Osmanlıca'da yazılışı: kıt'a)

kıta ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • taşçılık: Taşçı olma durumu. Her türlü yapıda kullanılacak taşları kesme, biçimlendirme sanatı. Devamını Oku

  • taşkın çökümlü çıldırı: Kişinin aşırı sevinç, konuşkanlık, hareketlilik ve bazen saldırganlık durumu ile güvensizlik, derin üzüntü ve kendini yok etme dilekleri arasında düzgün aralıklarla gidip geldiği bir çıldırı. Devamını Oku

  • kıta sahanlığı: Karaları çevreleyen ve kara sayılan 200 m derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri. Ülke kıyılarına bitişik olan ve 200 m derinliğe veya bu sınırın ötesindeki su derinliğinin doğal kaynaklarının işletilmesine Devamını Oku

  • kıta platformu: Bk. kara sahanlığı Devamını Oku

  • taş kömürü: Jeolojik dönemler boyunca dönüşüme uğrayarak büyük bir kalori gücü kazanan bitki fosillerinden oluşan doğal yakıt, maden kömürü Örnek: Kara elmas sözü de taş kömürüne alem olmuştur. B. Felek Devamını Oku

  • ta be kıyamet: Kıyamete kadar. (Osmanlıca’da yazılışı: tâ be kıyamet) Devamını Oku

  • taşkın: Taşmış bir durumda olan. Su baskını, seylap, feyezan. Devamını Oku

  • taşkızılı: Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ardıç kuşugiller (Turdidae) familyasından, 22 cm kadar uzunlukta, sırtI ak, karnı ve başı mavi, dişileri kahverengi alacalı, Akdeniz memeleketleri ve Batı Asya’da kayalık yerlerde yaşayan, Türkiye’nin her tarafında yazın kuluçkaya yatan ve böceklerle beslenen göçmen bir tür. Kaya ardıcı. Devamını Oku

  • bilavasıta: Vasıtasız, araçsız, aracısız olarak, doğrudan doğruya. Vasıtasız. Araya biri girmeden, doğrudan doğruya. (Osmanlıca’da yazılışı: bilâ-vasıta) Devamını Oku

  • aşırı taşkınlık: Taşkın-Çökümlü ruh hastalarında görülen aşırı etkinlik, konuşkanlık ve girişkenlik durumları. Devamını Oku

  • taşkınlık hastalığı: Kişinin sevinç, güven ve her tür devimsel etkinliklerinin düzgülü olmayan bir biçimde arttığı ruh hastalığı. Devamını Oku

  • taşkınlık: Taşkın olma durumu veya taşkınca davranış Örnek: Başkalarını dertleriyle üzmekten, taşkınlıklarıyla rahatsız etmekten kaçınır. N. Cumalı Müdâhale, tecâvüz (bk. elatma). ~ m giderilmesi: men-i müdâhale, tecâvüzün men’i. ~ın giderilmesi arancı (dilemi): men’-i müdâhale da’vâsı, tecâvüzün, men’i da’vâsı. Devamını Oku

  • taşkıran: Otu. Taşkıran otu. Taş-Kıran. Devamını Oku

  • açık taşıt: Üstü örtülmemiş araba, otomobil vb. Devamını Oku

  • taşlık: Taşı bol, taşlı (yer) Örnek: Atları erlerden birine bıraktılar, inişli yokuşlu taşlık bir keçi yolundan yürüdüler. R. H. Karay Taşla döşenmiş avlu, sofa, merdiven altı vb Örnek: Sokak kapısı vuruldu. Taşlıkta kadın sesleri duyuldu. M. Ş. Esendal Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide, katı (II), konsa. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar